10.30-10.45 Dr.Kadir ÖZDAMARLAR*
.

DEVELİ ULEMÂSI

GİRİŞ

Develi; daha 1067’lerde Oğuz boylarından, Karakeçili aşiretine bağlı Develi obasının buraya gelip yerleşmesiyle adını almıştır.1974 yılında Fatih döneminde Osmanlı Devletine katılmıştır.19.asrın ortalarına kadar Karaman Eyaleti’nin Karahisar (Yeşilhisar), Ürgüp, Niğde, Yozgat, Kayseri sancaklarına bağlı; nahiye olarak bağlanmıştır. Bu bakımdan bölge hep Karamanî olarak anılmıştır.

Yönetim yeri Yukarı Develi’dir.1855’de bucak olmuş, 1856’da yönetim yeri Everek’e kaydırılmıştır.1870 yılında da Ankara vilayetinin Kayseri Livasına bağlı 2.derecede bir kaza olmuştur.

Yukarı Develi’de Sivasî Hatun Medresesi ile Fahriye medresesi (17.y y.?),Aşağı Everek’te Halâsiye Medresesi (1830 ?), Şıhlı Kasabası’nda da Hamidiye Medresesi (1891-92) uzun zaman yöremizin insanlarına eğitim öğretim hizmetleri vermiştir.1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkınca medreseler kapatılmıştır.Bu gün sadece Hamidiye Medresesi ayaktadır.

Bu yüksek öğrenim kurumları yanında her mahallenin bir de Mahalle mektepleri vardı. Bunlar genelde ya cami içerisinde ya da cami yanında yapılmış tek odalı eğitim kurumlarıdır. Bu günkü ilköğretim kurumlarının temelini bu okullar oluşturmuştur.

Develi’de çağdaş okulculuğun başladığı 1884 yılına kadar on mahalle mektebi tespit edilmiştirBu mekteplerin işlevleri ve burada olan hocalar hakkında bazı bilgiler de yayınlanmıştır.

Kayseri’de bazı önemli biyografik çalışmalar yapılmıştır.Ancak bunlar doğrudan Kayseri’yi odaklayan çalışmalar olduğu için, sarayda görev almadığı sürece kazalardaki ilmî ve resmî şahsiyetler üzerinde durulmamıştır.Bizim bazı gazetelerde yayınladığımız Ahmet Hazım Ulusoy , Yakup Kenan Arıkan , İbrahim Suphi Emekliöz gibi denemelerimiz hariç, Develili önemli şahsiyetler üzerinde durulmamıştır.Derli toplu ilk ciddî çalışma da eksiklikleri içerisinde bizim bu çalışmamızdır.

a-Selçuklular Döneminde

Develi’de Selçuklular döneminde şu şahsiyetler ön plandadır:Devle Ali Bey , Haremzli Mahmut oğlu Seyyid İmameddin, Seyyid-i Şerif, Sivasî Siddi ve mensubu olduğu Göçer ailesi. Bunları eldeki belgeler ışığında değerlendirmek istiyoruz.

1-Devle Ali Bey

Bu gün Dev Ali adıyla anılan türbesi vardır. Yer yer silikliğiden dolayı, bir türlü okunuşu netleşmeyen türbe kitabesinde adı olarak geçmektedir. Ali hakkında net bir bilgimiz yoktur. Ölümü (1094?) olduğu tahmin edilmektedir.Adının Devle Ali Bey olması muhtemeldir. Zira türbe kitabesinde “Ali” ismi rahat okunmaktadır.

Rüya aleminde gönül dostlarının belirttiklerine göre; iki metreyi aşan uzun boylu, iri yapılı,kalın kaşlı, başında horasani bir kavuk, bağrı açık biri ve uç beyi olduğu rivayet edilmektedir.Develi obasını buraya getirip, Rumların 1080’lerde bu bölgeden çoğunlukla gitmeleri sebebiyle buraya yerleştiren ve bu bölgeye de obası Develi’nin adını veren bir alp-eren olduğunu rahatlıkla düşünebiliriz.Kitabede geçen seyyid kelimesinden de dinî konularda söz sahibi olduğu anlaşılmaktadır.

2-Seyyid İmameddin Mahmut

Salnâmelerde veli olarak gösterilen Seyyid İmameddin Harzem’lidir.Mezar taşı sağlam olarak durmaktadır.Ayak ucu kitabesinde; “Harzemli Mahmut oğlu Seyyid İmameddin Mahmud” olarak geçmektedir.Bu mezar taşı Hızır İlyas Türbesi civarındadır.Ölüm tarihi:15.Şevval. 649/1252’dir.Seyyid sıfatından da bir din büyüğü olduğu görülür.Bu durumda “Kendisinden kırk dört yıl sonra ölen Seyyid Şerif’in hocası olduğu”görüşü ağırlık kazanmaktadır.

3-Seyyid Şerif

Adıyla anılan türbenin kapı alınlığında “Bu türbe, Allah kabrini nurlandırsın eren Şeyh Seyyid Şerif tarafından, Allah akıbetini ihsan eylesin, zayıf kul Şeyh Muhammed’e 695 / 1279 yılında yaptırılmıştır.”yazılıdır.

Bugün sandukasının yok olan baş ucu kitabesini Tahsin Özgüç ve Mahmut Akok yıllar önce şöyle tespit etmişlerdir: “Bu türbe, Allah nur içinde tutsun, abdalların seyyid-i muhakkik Şeyhlerin en büyüğü Seyyid Şerif el-Rufai’ye aittir

Her iki kitabede adının Seyyid Şerif ve Rufai tarikatına mensub bir şeyh olduğu öğrenilmektedir.Mezarlarının çok az mesafede olması; Seyyid İmadettin Mahmud’a mensubiyetini düşündürmektedir.

4-Sivasî Siddi Hatun

Adı, Yukarı Develi’de bulunan Ulu Camii’nin kitabesinde geçen bir kadın şahsiyettir.Aslen Irak’tan gelen soylu Türk ailesi olan Göçersalar ailesinden Nasireddin Nasrullah’ın eşi olarak geçmekte ve 680/1282 yılında bu camiyi yaptırmış olduğu belirtilmektedir. Başka da bir bilgi yoktur.

Göçersalar N.Nasrullah 1262 senesinde Moğollar ve kardeşi IV. KılıçArslan’a karşı mücadeleyi kaybederek Konya’dan Antalya’ya çekilen ve oradan da Bizans‘a iltica eden Sultan II.Keykavus tarafından yardım istemek üzere Antalya’dan Mısır Memluklu Sultanı Baybars’a elçi gönderilmiştir.Dedesi Ethem’dir ve üç kardeşi daha vardır.

b-Beylikler Döneminde

Özellikle Kayseri 1245’te Moğollar tarafından yakılıp yıkılınca birçok ahiler uç bölgelere kaçmışlardır.Ahilerin de genelde Rufai tarikatına mensubiyetleri bilinmektedir.Develi’ye de bazı ahi büyüklerinin gelip buraya yerleştiğini düşünebiliriz.

5-Bunlardan ahi olduğunu tahmin ettiğimiz biri Şemseddin Mahmut’tur.Esas adı Derviş Şemseddin Mahmut bin Ahmet bin Zahireddin Lârendî’dir. Rufaî şeyhlerindendir.

İslâm hukuku esasları ve incelikleri üzerinde kitaplar yazmış ve altıncı hissi çok kuvvetli bir kişi olduğu belirtilmektedir.

Bilinebilen eserleri şunlardır:

1-Edebiyatın nazın kurallarına ait bir eser,

2-Ayasofya Kilisesi’ne ait Farsça’dan Türkçe’ye tercüme bir tarih ,

3-Tasavvuf ilmine ait bir eser ,

4-İrşadi’l ulül el-bab ilâ marifetü’s-Sevap adlı kitapları vardır.

Mezarı Develi Havadan Köyü’ndeki Şeyh Hacı İbrahim Tekkesi’ndedir.Mezar taşında:

El-mağfur Eş-şehid El –hâç

Şemseddin Mahmut bin Aziz (?)

Er-Rufâi Er-Aksarayî

İlâ rahmetullâhi tealâ

yazılıdır.

6-Şeyh Ümmî

Yukarı Develi’de Hızır İlyas Türbesi yanında ki mezarlıkta medfundur. Bugün bulunan Tekke’nin şeyhlerindendir.Eratnalılar döneminde yaşamıştır.Ölüm tarihi 1360’lardan öncedir.Vakfiyesi Dr. Kemal Göde tarafından yayınlanmıştır. Adı halk tarafından Şıh Emmi olarak bilinir.Kerametine inanılır.Mezarı Develi’nin kutsal mekanlarındandır.Vakfiyesinde künyesi: Seyyid Şeyh Alaaddin Oğlu Şeyh Ümmi şeklindedir.

7-Şeyh Hacı İbrahim

Gerçek kimliğini bilmiyoruz.Ağaçeri aşiretine mensub olduğu, halk arasında menkıbevi bir şahsiyeti kazandığı , Rufaî tarikatına mensub olduğu bilinmektedir.

Şemseddin Mahmut ile aynı türbe içerisinde yan yanadırlar. Mezar taşının kaybolduğunu sanıyoruz. Türbesinin XV. asrın ortasında yapıldığı belirtilir.Adına vakıf vardır:Şeyh Hacı İbrahim Zaviyesi Vakfı.

Bu arada Kızık köyü’nde Abdal İlyas , Ebçe köyünde Ebçe Sultan, Kulpak köyünde Evliya veya Dede ile Omuzu Gürzlü (Pehlivan Gazi), Şemmul Gazi , Şeyh Çoban ve oğlu Hamza , Kabaklı ‘da Kabak Şeyh , Sindelhöyük Kasabası’nda Nebî Sultan gibi yörenin kimlikleri hakkında bazı vakfiyelerin dışında bilgi edinemediğimiz manevi mimarları vardır.

c-Osmanlılar Dönemi

Develi 1474 yılında Osmanlılar idaresine geçince eski önemini kaybetti. Develioğulları Anadolu’nun birçok yerine sürüldü.Kale yıktırıldı.Nüfusta azalma oldu. Bölge uzun süre Karamanlılar-Dulkadiroğulları-Osmanlılar arasında değişmesiyle eski önemi kalmadı.19- asrın ilk çeyreğine kadar varlık gösteremediği görülür. Everek’te ilk medrese kurulduğuna göre bir kültürel canlanmanın işareti sayılabilir.

 

1-Kadı ve Naibler

Dinî hükümlere göre karar veren ve tatbik eden , hükümetin idarî tasarruflarına emirlerini yerine getiren kimselerdir.08.04.1921 tarihinden itibaren bütün vazifeleri Aslîye Mahkemelerine devredildi ve kadılık ünvanı kalktı.

Ülke nüfusunun az olduğu devirlerde kadılar vatandaşlar arasındaki davalara câmilerde bakarlardı.İlk mahkemeler camilerdi. Develi’deki kadılar uzun müddet mekân olarak Ulu Cami’yi kullanmışlardır.

Nikah kıyma , miras bölüşümü, vasi tayini veya sona erdirme , cinayet , ticaret ve benzeri konular görevleridir.Ayrıca idarî yönden inzibat ve belediye işlerine de bakarlardı. Kadıların görevleri geniş olduğundan işlerin görülmesinde naib ve kassam adı verilen yardımcı kimseler vardı.

Bunlardan Develi tarihinde bazı kadı isimlerine rastlıyorsak da , genelde kazalara gelmeyip yerlerine vekil bırakılan naibler daha çoktur. Develi 1870 yılına kadar nahiyedir.1870 yılında da kaza olmuştur. Bu tarihten itibaren tesbit edilebilen naibler şunlardır:

1870-1873: Mehmet Adil Ef. 1894-1895: Yusuf Ziyaeddin Ef.

1872-1876: Ali Şükrü Ef. 1895-1896: Hasan Hulki Ef.

1876-1878: Mustafa Ef. 1896-1900: Ahmet Hamdi

1878-1880: Abdurrahman Ef. 1900-1904: Ahmet Necip Ef.

1880-1883: İbrahim Rasih 1904-1910: Abdullah Sait Ef.

1883-1888: Mehmet Ef. 1910-1913: Şerif Ef.

1888-1891:Hasan Hüsnü Ef. 1913-1919: Mustafa Sezai Ef.

1891-1894:Mehmet Refik Ef. 1919-1924: Tahsin Ef.

2-Müftüler

Kazanın din işleriyle meşgul olan ilmiye sınıfından kişilerdir. Develi’de 1950 yılına kadar görev alan müftülerimiz şunlardır:

1-1856-1867: H. Mahmut Ef. (Develizâde)

2-1867-1892: Hacı İbrahim Ef. (Emir Hocazâde)

3-1892-1908: İsmail Hakkı Ef.(Ebilzâde)

4-1908-1913: Abdüsselam Hilmi Ef.

5-1913-1950: Numan Fevzi Ef. (Cebeci)

Bu değerli şahsiyetlerin yanı sıra insanımızın mânevî dünyasını aydınlatan Fakızade Mehmet, Hacı Tekerlek, Karanlıkların Hafız Süleyman, Hacı Halil, Hafız Recep Bilici,Koca Hafız, Tombaklı Hacı Halil ve İncesulu Ahmet Efendi’leri hayırla ve rahmetle anıyoruz.

Karanlıkların Hafız Süleyman Efendi’nin kayın pederi olan Hacı Halil Efendi dermiş ki.

1-Vardığın yerde çok oturma.

2-Bir canlı hayvan al da , komşundan emanet alma.

3-Evinden tok çık , elin ekmeğinde gözün olmasın.

Bu önemli şahsiyetler dışında Develi’de edindikleri bilgilerle yetinmeyen bilhassa İstanbul’a gidip oralarda tahsil görüp yükselen ve bazıları İstanbul’da kalan önemli alimlerimiz de vardır.Özellikle bu şahsiyetlerin hayatlarını çıkarırken en çok faydalandığımız ; bizzat özlük dosyalarına girerek , biyografik bir anıt eser olan “Son Devir Osmanlı Ûleması” adlı beş ciltlik eseri hazırlayan Sadık Albayrak’ı burada hayırla anıyorum.

Cumhuriyetten sonra yüksek tahsillerini tamamlayarak değişik üniversitelerimizde görev alan ve Türk kültürüne önemli katkıları bulunan birçok Develili öğretim üyeleri mevcuttur.Bunlardan Prof. Dr Tarık Somer, Prof. Dr Hasibe Mazıoğlu, Prof. Dr. Kemal Atik, Prof. Dr. Cavit Avcı hemen akla gelen isimlerdir.

Bütün bu ilim adamlarını tek tek ele almak tebliğimizin sınırlarını zorlayacağından ancak Cumhuriyetten önce (1850-1950) dönemlerini kapsayan zaman diliminde,yetişmiş on iki Develi’li bazı ûlemadan bahsedeceğiz.

8-Abbaszâde Abdulkadir Efendi (1874-1927)

Yazarın dedesidir.Merhûmun dedesi Abbaszâde Hacı Hasan, babası ise Ahmet Efendilerdir.Annesi Ayşe Hanım’dır.

İlk tahsilini Develi’de yaptıktan sonra, arkadaşı Karanlıkların Süleyman Efendi ile İstanbul’a gelmiş ve burada Develüzadelerden Osman Ağaoğlu Ali Rıza Efendi’nin derslerine devam etmişlerdir.

Ali Rıza Efendi’den icazet aldıktan sonra müderrislik ve Keskin’de vaizlik yapmıştır. 27.09.1927 vaizlik yaparken Develi’de kalp krizinden vefat etmiştir.Mezarı Yukarı Develi’de Kopçullu Mezarlığı’ndadır.

9-Abdülkadir Efendi (1875-1927)

Hasan Ağa’nın oğlu olup Yukarı Develi Güney Mahallesi’nde doğmuştur.Develi müderrislerinden İncezade İsmail Efendi’den bir müddet tahsil görüp 1894 senesinden itibaren İstanbul’a gelip Hadim Hüseyin Paşa Medresesi’nde 1902’e kadar İbrahim Hulusi Efendi’den ders görüp icazet almıştır. 1902 senesinde Develi’de Halasiye Medresesi’nde müderrisliğe başlamıştır.1909’da Çorum’a müderris olarak tayini çıkmıştır. 1927’de Develi’de vefat etmiştir

10-Abdullah Develioğlu (1897-1984)

Yukarı Develi’nin Cami Kebir Mahallesi’nde doğdu. Babası Develi Müftüsü Hacı Mahmut Efendi, annesi ise Ayşe Hanım’dır. Rüştiye tahsilini Develi’de,medrese tahsilini ise Kayseri’de Hamurculu Osman Efendi ve Miyaszâde Nuh Naci hocalardan tamamlamıştır.

1919 yılında evlenmiş ve Kayseri Dar’ül Hilafe Medresesi’nde başlayan öğretmenlik ile Kız Ortaokulu, Develi ilkokulu öğretmenliklerinde bulunmuştur.Ayrıca vaizlik yapmış, Kayseri, Adana müftülüklerinde bulunmuş, 1956’da emekli olmuştur.

Şiirlerinde Abdî mahlasını kullanan Develioğlu’nun birçok dinî ve biyografik eserleri de mevcuttur.

Eserleri:

1-Gülizar-ı Suffiyye Der İzah-ıTaiyye, ?- ?

2-Fülkü’l –Ebhar Fi Şerhi Lücceti’l – Esrar , İstanbul bty.

3-Penç-Nâme, İstanbul 1964

4-Üçbin Türk ve İslam Müellifi, İstanbul 1973

5-Sabr u İbtila ve İbretli Kıssalar, İstanbul, 1974

6-Şerh u Şir’ati’l İslam (yazma)

7-Hazret-i Ali ve Evlâdları, ?-?

8-Dinî ve Tarihî Bilgiler, ?-?

Bu değerli alimimiz 1984 yılında İstanbul’da ölmüştür.

11-Abdüsselam Hilmi Efendi (1863-1922)

İlmîyeden Mehmet Efendi’nin oğlu olup 1280/1863 senesinde Everek’te doğmuştur.Halâsiye Medresesi’nde sekiz yıl ders görmüş sonra da Kayseri’nin Kozanoğlu Medresesi’nde on yıl ders görmüştür.

35 yaşında olduğu halde 1319/1901 senesinde icazet almıştır 01.03.1327/1909’de Halasiye Medresesi müderrisliğine tayin olmuş ve bir arada Develi Müftülüğü’nde bulunmuştur.

10.08.1338/1919’da Develi’de vefat etmiştir.Mezarı Tirem mezarlığındadır.

12-Ali Rıza Efendi (1270/1853-1913)

Develizâde Osman Efendi’nin oğlu olup 1270/1853 yılında Develi’de doğdu. Beyazıt Camii’nde İbrahim Hakkı Efendi’den icâzet aldı.

Aydonat, Çelebi, Yakova, Eğri, İskenderiye kazalarında görev yapmış.1 T.Evvel 1306/1888’de Fetvahane Tetkikat-ı Müellekat Encümeni Azalığına sonra Huzûr-ı Hûmayûn Ders-i Şerif Muhatablığına dahil oldu ve dördüncü rütbeden iki adet Osmanlı ve Mecidî nişânları ile taltif edildi.1 Temmuz 1309/1891’de ilâveten Meclis-i Tetkikat-ı Şer’iyye Âzalığı’na tayin edildi.

Ayrıca uhdesine ibtida; Hariç İstanbul Ruusu verilmiş, Hareket-i harici, Hareket-i dahile, Musıla-ı sahna, ibtida altmışlığı Hamişe-i Süleymâniye’ye 1318/1900’de de Süleymani’ye derecelerine terfi etmiştir.Sonra Halep mevleviyetinde de bulunmuştur.

Mantıktan Fenari ve Haşiyesi ile Ahmet Hamişi üzerine ve meaniden genişletilmiş muhtasar Hamişi üzerine matbu iki eseri vardır.

13-Hacı İbrahim Efendi (1856-1927)

Babası Şüayip Efendi, annesi Havva Hanım’dır. Katipzâdelerdir .1272/1903’de Salise’i Yusuf Paşa Medresesi ibtidai hariç ruhusuna kavuşmuştur. Altın liyakat madalyası ve dördüncü rütbeden bir kıta Osmanlı nişanı ile taltif edilmiştir. Gördes’te bulunduğu sırada 30.08.1927’de ölmüştür

14-Hacı İbrahim Efendi (1215/1800-1310/1908)

Emirhocazâde şöhretiyle alınıp Hacı Osman Efendi’nin oğludur. 1215/1799’da Everek ‘te doğmuştur.

Halâsiye Medresesi’nde Kuzbekli Osman Efendi’den ilk derslerini görmüş ve sonra Kayseri’ye gelmiştir. Melikgazi Medresesi’nde Sadık Efendi’den ders almış.1249/Konya’nın Hadim kazasında Hadimizade Ahmet Efendi’den meani okumuş ve 1250/1834 de İstanbul’a gelmiş ve Antalyalı Sait Efendi’den icazet almıştır.1257/1841 de Halâsiye Medresesinde müderrisliğe başlamış 1283/1866 de Develi kazası müftülüğüne gelmiştir

Ölüm tarihi 1310/1892’dir.

15-Hacı Mahmut Develioğlu(1232/1816-1928)

Babası Develioğulları’ndan Osman Ağa’dır.Develi’de doğmuştur.İlk tahsilini Develi’de Medrese tahsilini ise Kayseri’de yapmış ve Küçük Hacı Hafız Efendi’den icazet almıştır.

Develi Müftülüğünde bulunmuş ve fıkıh ile fetvada çok ileri gitmiştir.İlmü ahlâk, irfan sahibi bir kişidir.1928’de Develi’de ölmüş ve mezarı Ağalar Mezarlığı’ndadır.

16-İsmail Hakkı Efendi(1274/1857-1329/1911)

Topal İmamoğlu Ali Osman Efendi’nin oğludur.Develi’nin Kopçulu mahallesinde doğmuştur.İlk tahsilini Develi’de Hamza Efendi’den görmüş 1293/1876’da İstanbul’a gelmiş ve Köprülüoğlu Medresesi’nde tahsil görmüştür. Beyazıt dersiamlarından Kalecikli Hoca Hafız Mehmet Şükrü Efendi’den 1304/1887’de icazet almıştır.Aynı yıldan itibaren Beyazıt Camii’nde ders okutmaya başlamıştır.1306/1888’de müderris olmuştur.

1897’den sonra Fetvahane Pusula Odasında İslamat’ı Şer’iyye Odası’nda çalışmıştır.Ayrıca ilâmat-ı Şer’iyye Odası müdürü, 1328/1910’da da Fetva emini olmuştur.

Fetvâ emini iken 26.05.1329/1911’de vefat etmiştir.

17-Numan Fevzi Cebeci(1299/1881-1959)

H.Numanzâde İsmail Ağa’nın oğludur. Develi’nin Çöten köyünde doğmuştur. Köyündeki ilk okulda tahsilini yapmış, Everek’teki Rüştiye okuluna devam etmişse de; Arabî ilimlere merakı üzerine okuldan ayrılmış ve Kayseri’de Gözübüyük Medresesi’ne nakil etmiş ve Eylül 1320/1902’de icazet almıştır ve iki ay sonra da Everek’teki Halâsiye Medresesi’ne müderris olmuştur.

1324/1906’da Develi kazası Tefrik Komisyonunca idare Meclisi azalığına gelmiş ve 1326/1908 de de Eytam Müdürü olmuştur.Abdüssealam Efendi’nin azli üzerine;Temmuz – 1330/1911’de Develi kazası müftüsü olmuştur.Yirmi yıla yakın zaman bu görevde bulunmuş daha sonra Kalecik ve Haymana’da görev yapmıştır.1950’de emekli oldu.Develi vaizi olarak görev aldı.1954’de ikinci defa emekli oldu

İncezade İsmail Efendi’nin kızı ile evlenen Numan Fevzi Hoca , 1959 yılında Develi’de vefat etti. Mezarı Aşağı Everek Mezarlığın’dadır.

Basılmamış Kaside-i Haiye isminde bir eseri vardır.

18-Süleyman Fehmi Efendi (1269/1852-1335/1916)

Develi’nin Sindelhöyük kasabası’ndandır.Kocabaşoğlu Ali Efendi’nin oğlu olup , 1269/1852 tarihinde doğmuştur.1283/1866 da Kayseri’de Sahabiye Medresesi’ne girmiş ve beş yıl tahsil görmüştür.1288/1871 de İstanbul’a gelmiş Hadım Hasan Paşa Medresesi’ne girmiş 1323/1905 de Hamidiye Medresesi’ne nakil etmiştir.

Huzur Dersleri halkasında da bulunup 1304/1886 da icazet almıştır.1307/1889 da rûûs imtihanına girmiş ve Nisan/1311/1893’te Beyazıt Camii’nde ders ve icazet vermiştir.

4.Rütbeden Osmanî ve Mecidî nişanları verilmiştir.

İstanbul müderrisliğinde de bulunmuştur.1327/1909’da Beyazıt ders-imamlığı yanında Üsküdar’da Çinili Medresesi’ne müderris olmuştur.

Çocuksuzdur.

24.03.1335/1916’da İstanbul’da ölmüştür.

19-Kılıç Ali Efendi (1849-1917)

Kılıç Ali Efendi’nin asıl adı Ali Rıza’dır.Babası Mehmet Efendi’dir.

1849 yılında Şıhlı kasabası’nda doğmuş ve 1917 yılında Şıhlı’da ölmüştür.Kabri de buradadır.

Kayseri medreselerinde okumuş ve icazet aldıktan sonra köyüne dönmüştür. Bir ara Kozanoğlu Ahmet Bey’in yanında Avşar isyanına karışmıştır.1877’de Selânik’e sürülmüş ve dört yıl sürgün hayatından sonra 1881 yılında af edilip önce İstanbul’a gelmiş ve sonra da burada görüştüğü hocalar sayesinde aldığı yüksek bağışla köyüne dönmüştür..Sultan II.Abdulhamid’in desteğiyle Şıhlı’da Hamidiye Medresesi’ni (1892) ve tarihî üç adet de çeşme yaptırmıştır. Kayseri kadısı Fevzi Efendi’nin yazdığı ancak kitabeleri Şıhlı Belediyesi deposunda bulunan bu çeşmeler, bugün yıkılmıştır, yoktur.

Ömrü ilim öğrenmekle geçmiştir.Fıkıhta ileri olduğu ve çok Kuran-ı Kerim okuduğu, çok hayırsever biri olduğu hayırla belirtilir

20-Mustafa Asım Köksal (1912-1998)

Babası Hafız Mehmet Edip’tir. Lâkapları Pirvelioğlu’dur. 1329/1912 yılında Develi / Abdulbaki Mahallesi’nde doğdu.

İlköğrenimini Develi Nümûne Mektebi’nde gördü. Bütün samimi girişimlerine rağmen orta ve yüksek öğrenim göremedi .Hafız da olamadı.

Develi müftüsü İzzet Efendi’den Mukaddimat-ı Ulûmî tahsil ettikten sonra Ankara’ya geldi. Burada önce Müderris Mehmet ve Evliyazade Mehmet Hilmi Efendi’lerden ders ve tasavvuf icazetnâmesi aldı.Daha sonra asrın feridi olacağı müjdesiyle müjdelenmiş olan İskilipli İbrahim Ethem Efendi’nin özel derslerine on iki yıl devam etti ve kendilerinden icazet aldı.

1933 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’na memur olarak girdi. 19 Eylül 1964 yılında İslam Tarihi’ni yazabilmek için emekli oldu.

1935 yılında yaptığı ilk evlilikten üç ve eşinin 1951’de vefatı ile ikinci evlilikten de dört çocuğu oldu.

28.12.1998 yılında Ankara’da Kadiri tarikatı şeyhi olarak öldü, mezarı Ankara/Bolum mezarlığında, üstad Necip Fazıl Kısakürek ile yan yana yatmaktadır.

Ömrü boyunca; şiirleriyle, radyo konuşmalarıyla gazete yazılarıyla ve ilmi çalışmalarıyla islâm dinine hizmet etti.

Eserleri şunlardır:

A-Şiirleri

1-Armağan, Ankara 1939 Manzûm İlmihaldir.

2-Peygamberler, Ankara 1941

3-Peygamberimiz, Ankara 1944

&#4-Ezânlar, Ankara 1946

5-Ahiret Yolculuğu, 1999

B-Nesirleri

6- Gençlere Din Kılavuzu, Ankara 1946

7-Din Bilgisi, 1, Ankara 1949 (ilkokul dördüncü sınıflar için)

8-Din Bilgisi, 2, Ankara 1949 (ilkokul beşinci sınıflar için)

9-Tevbe, Ankara 1958

10-Reddiye, Ankara1961

11-Bir Amerikalının Yirmi Üç Sorusuna Cevap, (byy ve bty)

12-Hrıstiyanlık propagandası münasebetiyle bir açıklama, Ankara 1963

13-İslam Tarihinde- Hazreti Muhammet ve İslamiyet, İstanbul 1966-1987

14-(18. cilt) Hazreti Hüseyin ve Kerbela Faciası, Ankara 1979

15-Sohbetler, İstanbul 1981

16-Şeyh Ahmet Kuddusi, (hayatı, mesleki, ve üstün kişiliği ve eserleri) Ankara 1983

17-Kitap ve Sünnet, Ankara 1994.

18-İlmihal, İstanbul 1977

19-Peygamberimiz ve İslamiyet Hakkında Pakistan Konferansları, İstanbul1999.

20-Pakistan Konferansları, İstanbul 1996

21-İslâmda İki Ana Kaynak:Kitap Ve Sünnet, İstanbul 1999

22-İslâmiyet ve Hristiyanlık Hakkında İki Risale, İstanbul 2000

C-Basılmayan Eserleri

23-Makaleler, 21-Konferanslar,22-Peygamberler Tarihi,23-İlmiye Salnamesi Zeyli, 24-Şeyh Bedrettin,25-Türkçe Ezân Meselesi,26-Vaazlar

Eserleri içerisinde bilhassa İslam düşmanı Kaetani’nin maksatlı ele aldığı İslam Tarihi adlı eserine yazdığı Reddiye ile 18 ciltlik İslam Tarihi adlı eserleri önemlidir. .

İslam Tarihi adlı eser; 1983 yılında Pakistan’da açılan Siretün- Nebi Yarışmasında birincilik ödülü almıştır. 1996 yılında Kültür Bakanlığı’nın “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”nü almış ve aynı yıl âlimimiz, Türkiye Yazarlar Birliği’nce Türk kültürüne hizmetten dolayı yılın kültür adamı seçilmiştir.

Gönül bütün bu şahsiyetleri layık oldukları ölçüde hayatlarını ve çalışmalarını kitaplaştırmayı ve Türk kültürüne kazandırmayı arzuluyor.

 
.
ANASAYFA