11.00-11.15 E.Öğr.Gr.Dr.Rasim DENİZ
.

ÂŞIK SEYRÂNÎ KİTAPLARINDA GÖRDÜKLERİMİZ

VE

YENİ BULUNAN SEKİZ ŞİİRİ

19.yüzyılın en çok tanınan ve en çok sevilen halk şairlerinden biri de hiç şüphesiz ki Everekli Âşık Seyrân'i' dir. Asrında yetişmiş olan halk şairlerinden hiçbiri hakkında yüzlerce makale ve yüzlerce tebliğ sunulmuş değildir. Halbuki Everekli Âşık Seyrânî hakkında yüzlerce makale yazılmış, yüzlerce tebliğ sunulmuştur. Onun şiirleri bir kişi tarafından değil, birçok kişi tarafından ayrı ayrı kitaplarda toplanmış ve halkın hizmetine sunulmuştur.

Âşık Seyrânî hakkında yayımlanmış makale ve tebliğlerin çokluğu sebebiyle sayılarım bir tarafa bırakıp Onun hakkında yazılmış olan kitaplara baktığımızda günümüze kadar bilinen kitapların sayıları 7 olup, bu kitapları yazanların sayısı ise 6’dır Çünkü bir kitap İkinci baskı yapmıştır .

Bu kitapların her biri ayrı bir değer taşımakta ve Seyrânî’nin günümüzdeki araştırmacılara olduğu gibi daha sonraki araştırmacılara da ışık tutması bakımından oldukça önemlidirler .Bizim, bu kitapların yazarlarına olduğu gibi. Seyrânî kitaplarında bulunmayan şiirleri bulup çeşitli dergilerde ve tebliğlerde yayımlayan değerli araştırmacılara da şükran borcumuz vardır.

Âşık Seyrânî şiiri üzerinde altı kişi çalışıp yedi kitap yazmıştır. Bu kitapların yazılış tarihlerine gôre yazarları ve kitap isimleri şöyledir:

1.kitabı, 1340 tarihinde Everekli Müfti-zâde Ahmet Hâzım yazmıştır. Kitabının adı: Sânihat-ı Seyrânî'dir. Osmanlıca olarak yayımlanmış olan bu kitap sonraki araştırmacılara ve Seyrânî hakkında kitap yazarlarına fotokopi şeklinde kayd olmuştur. Öyle ki en basit yanlışlıkları bile düzeltme zahmetine girmeyip Sanihât-ı Seyrânî'de geçen şiirleri olduğu gibi kitaplarına aktarmışlar ve bundan dolayı da hiçbir hicab duymamışlardır .

2.Kitap, Yusuf Ziya tarafından Seyrânî'nin bazı şiirleri seçilerek kaleme alınmış ve yayımlanmıştır. Kitabın adı:''19.Asır Halk Şairlerinden Seyrânî'' 1933 Suhulet kitabhanesi.

3.Kitap. Haşim Nezihi Okay'ın yazdığı Develi'li Everekli Seyrânî adını taşımaktadır. (1953 İst.Maarif Kitaphanesi İst.Acar Matbaasında).

4.Kitap Hasan Ali Kasır tarafından yazılıp ilk baskısı 1984 yılında yapılan Seyrânî isimli kitap.

5 .Kitap Hasan Avni Yüksel'in yazdığı Âşık Seyrânî isimli kitap (Yenigün Matbaasında 1987 Ankara )

6.Âşık Ali Çatak'ın yazdığı Bütün Yönleriyle Seyrânî adını taşıyan kitap (Bayrak yayımcılık Matbaasında 1992 senesinde )

7.Kitap, Hasan Ali Kasır tarafından yazılan (Genişletilmiş ve Gözden Geçirilmiş 2.Baskı) Seyrânî isimli kitap (Ankara1999 Önder Matbaası )

Biz bu tebliğimizde yayımlanmış kitaplarda bulunan yanlışlara veya farklı yazılışlara yer vermekten ziyade bunlardan bazılarına örnek vermekle yetineceğiz. Tebliğimizi hazırlarken kitaplarda gördüğümüz yanlışlıkların ve farklılıkların tamamını yazılı belgelere (Mecmua-ı Eş’arlara ve cönklere) göre değerlendirdik ve Seyrânî kitaplarında gördüğümüz yanlış ve farklılıkların hepsini tebliğe almak mümkün olmadığından biz bunlardan bazılarım misal olarak alıp sıralamasını a,b,c,d şıklarında görüldüğü gibi yapmış bulunmaktayız:

a-Kitaptan kitaba aktarılan kelime farklılıkları

b-Kitaptan kitaba aktarılan mısra farklılıkları

c-Kitaptan kitaba aktarılan kıta farklılıkları veya noksanlıkları

d-Kitaptan kitaba aktarılan şiir farklılıkları. Bunlar da iki kısımda incelemek mümkündür.

1.Seyrânî' nin olmadığı halde o’na mal edilen şiirler.

2. Seyrânî 'nin olduğu halde başka şiirlere mal edilen şiirler.

a) Kelime farklılıklarına birkaç misal:

''Kamil İnsan sana kemlik edene'' Bu mısrada -insan- kelimesi farklı olup yazmalarda -İsen- kelimesi olarak geçmektedir .

''Dini Muhammette gayretim usrat” bu mısrada -usrat- kelimesi yanlış olup doğrusu -nüsret- olmalıdır .

'' Aşkı mevlânâ düşeli'' mısrasındaki -mevlânâ- kelimesi yanlış olup doğrusu- Mevlâ'ya- olmalıdır.

Kimdir o hak ile ihsan olanlar'' mısrasındaki hak kelimesi yanlış olduğu gibi ihsan kelimesi de yanlıştır .Bu kelimelerin doğrusu- hak-ve-yeksan- kelimeleridir .

''On iki ayda bir yâremiz anda mısrasındaki -yaremiz- kelimesi yanlış olup doğrusu- ya Ramazanda- olmalıdır ..

''Kurda koyun ata eğer her dese” mısrasındaki -her- kelimesi yanlıştır .Bu kelimenin doğrusu- har-olmalıdır .

''Mâh ile günah kirin yudurur'' mısrasındaki -mah- kelimesi yanlış olup doğrusu- -malı- kelimesi olmalıdır .

b) Mısra Farklılıklarına da kısaca misal verirken yayımlanmış kitapların hepsinde bulunan farklılıklar aynı olduğu için farklılıkları sadece Hasan Ali Kasır' ın kitabındaki sayfa ve şiir numaraları baz alınmış ve ona göre örnekler verilmiştir .

Hasan Ali Kasır'ın son kitabı sayfa 82, şiir 45'te

-Arzuhalim ,aha uzatıp verdim-

mısrası yazılı kaynaklarda

''Muhabbet pembesin eğirdim sardım'' yazılıdır.

Aynı yazarın aynı kitabı sayfa 94 ve şiir (65)te

(Aç kaldı hep çüha bezi yapanlar)

mısrası, yazılı kaynaklarda

''Çatal tırnaklıyla gezer yabanlar'' yazılıdır.

Adı geçen yazarın Seyrânî kitabı sayfa 144 ve şiir 146’da

-Nazarmı atmaz Hicaz Aden'e-

mısrası yazılı belgelerde:

''Bir ateş, düşürdün bu cismi tene'' olarak kayıtlıdır .

Adı geçen yazar ve adı geçen kitap sayfa 177 ,şiir196 da:

-Tilki var ölüyü sinden çıkarır

mısrası yazılı şiir mecmua ve cönklerde:

''Yallılar mevtayı sinden-çıkarır'' olarak kayıtlıdır. Ve Aynı şiirin aynı kıtasında bulunan başka bir mısrası ise:

-Segirden tazı evine yetesi-

bu mısra da yazılı belgelerde :

''Bilmiş, var mı bu dünyanın ötesi'' olara yazılıdır .

c ) Kitaplarda bulunmayan Kıtalar bunlara da bir kaç misal:

Hasan Ali Kasır' ın son baskı Seyrani kitabı sayfa 83 ve şiir 47de:

Azdır dünyaya maaş-ı medar

Halk olmuş mahlûkun kaffesin yudar

Fidan-ı Tuba'yı ümidim budar.

Anadan üryanım malım kalmadı.

kıtası, yazılı kaynaklarda bulunduğu halde yayımlanmış kitapların hiç birinde mevcut değildir .

Yine yayımlanmış kitapların hiçbirinde bulunmayan ve Hasan Ali Kasır'ın son baskı kitabı sayfa 144 şiir 145'te olması gereken kıta şôyledir:

 

Aşkın şaribına ağular katdı

Bunca âşıklar lezzetin tatdı

Yusuf'u ihvanları bir pula satdı .

Mısır' a sultan oldu tüccâr elinden

Sayfa 164 ve şiir 176 da bulunması gereken ve yayımlanmış kitapların hiç birinde olmayan kıta, yazılı kaynaklarda şöyle geçer:

Kemankaş olanın yaya basılır

Gâziler kılıncı arşa asılır

Pehlivan-ı âlem basar basılır

Bu meydan yerince merdaneler var

Yayımlanmış kitaplarda gôremediğimiz kıtalardan biri de: H.A.K.'ın son baskı kitabı sayfa 183 ve şiir 207 de :

Bu çarh-ı gaddarın düşen eline

Sanma vakıf olur kendi haline

Kimi emlakına kimi malına

Kimi de câhına bakıp eğlenir

Yayımlanmış kitapların hiçbirinde bulunmayan ve bulunması gerekli olan bir kıta da yazılı kaynaklarda şöyledir:

Ne gam yeyelim ne keder

Hak divana alır gider

Dakılır başından yeder

Amel adlı yular birgün

Sayfa 114'te 116.şiir ''kara bahtım'' redifli şiir dört kıtadan oluşmuştur .Halbuki bu şiir beş kıta olup

“Çare bulamadım solmamasına

Ahdetdim goncayı yolmamasına

Nasdan sana rağbet olmamasına

Katit ümidini kes kara bahtım”

bu kıta şiirin dördüncü kıtası olarak yazılmalıdır .

Âşık Seyrânî hakkında yayımlanmış kitaplarda görülen fazlalıklar ve eksikliklere gelince Bunları da ikiye ayırmak lazımdır:

A-Seyrânî isimli kitaplarda görülen fazlalıklar, ve Seyrânî'nin olmayan Şiirler:

Bunlara misal verecek olursak Âşık Âhû'nun (...den aldım) redifli şiiri Hasan Ali Kasır 'tarafından ( Genişletilmiş ve Gözden Geçirilmiş 2. Baskı) kitabına Seyrânî'nin şiiri diye alınmıştır. Halbuki bu şiiri Seyrânî'nin şiiri değildir Bu şiir bir nefes olup ilk kıtası,

 

İkrâr verdim elest bezminden dönmem

Verdiğim ikrarı imandan aldım

Bir seyran göründü kendi özümde

Men bu mahabbeti bir candan aldım

kıtasıyla başlayıp

Seyrânî utandım kendi sözümden

Mest olup turaba düştüm özümden

Kanlı yaşlar döker oldum gözümden

Macerayı çeşm-i giryandan aldım

kıtasıyla son bulan 18 kıtalık bu şiirin asıl sahibi Âşık Âhû'dur.Yazılı kaynaklara bakıldığında Âhû'nun olan bu şiirin son kıtası şöyledir:

Âhû'yum utandım kendi sözümden

Mest olup turaba düşdüm özümden

Kanlı yaşlar akar oldu gözümden

Macerayı çeşm-i giryandan aldım

Hasan Ali Kasır, ( Gözden Geçirme ve Genişletilmiş 2. Baskı ) Seyrânî kitabını yayımlarken Doç.Dr.Bedri Noyan'ın kendisine gönderdiği bilgiye değil de, kendi araştırmalarına güvense ve yazma mecmualara ve cönklere dahi bakmadan sadece matbu kitaplardan Vasfi Mahir Kocatürk'ün Tekke Şiiri Antolojisi'ne bakmış olsaydı bu şiirin Seyrânî'nin şiiri olmadığım görecek ve yanlışlığa düşmeyecekti.

Adı geçen bu şiir , bizim kendi kütüphanemizde bulunan cönklerde de Âşık Âhû'ya kayıtlıdır. Âşık Âhû hakkında geniş bilgi için rahmetli hocam Nihat Sami Banarlı'nın Kubbealtı Dergisindeki yazısına bakılmalıdır. Âhû hakkında kısa bilgi verilecek olursa O'nun 17 .yüzyıl Yeniçeri şâirlerinden olduğu, dervişliğe, Bektaşiliğe meylettiği, sesinin güzelliği ve söylediği yanık türkülerle Sultan 4.Murad hanendeleri arasında bulunduğu bilinmektedir.

Karacaoğlan'ın

Yedi yıldız doğdu üçü terazi

Kavuştu ülkere gitti birazı

Yarın mahşer günü ararlar bizi

Mizan terazisi kurulur bir gün

kıtasıyla başlayıp mahlas kıtası olmayan 3 kıtalık şiir Seyrânî'nin olarak kitaplara geçmişse de bu şiirin aslı

Sultan Süleymana kalmayan dünya

Bu dağlar yerinden yarılır birgün

Nice bin senedir çürüyen canlar

Hakkın emri ile dirilir birgün

kıtasıyla başlayan ve 7 bentten oluşan bu şiirin mahlas kıtası:

Karacaoğlan der ki konup gaçersin

Ecel şerbetini birgün içersin

Sen sırat köprüsün birgün geçersin

Amelin eline verilir birgün

kıtasıyla son bulur. Ayrıca Karacaoğlan'ın (...nedir) redifli şiirleri de Haşim Nezihi Okay (1953), Hasan Ali Kasır (1984), Hasan Avni Yüksel (1987) tarafından Seyrânî'nin şiiri olarak kabul etmişler ve yayımladıkları Seyrânî adlı kitaplarına almışlardır. Halbuki adı geçen redifli şiir kaynakların çoğunda Seyrânî'ye değil Karacaoğlan’a ait olduğu yazılıdır.

Kayseri'li Âşık Himmeti'nin

Zalimin zulmünden yıkıldı cihan

Hak Habibi Mustafa 'ya de gelsin

Dört taraf tam oldu advv ü düşman

Şah Ali'yyü'-Murtaza'ya de gelsin

kıtasıyla başlayıp

&#Himmeti kabul et Hak nefesini

Birgün boş bırakır ruh kafesini

Zâhir batın İlm-i ledün dersini

Tefsir eden ulemaya de gelsin

kıtasıyla son bulan bu şiir de Seyrânî'nin olmayıp 19.yüzyılda yaşayan Kayserili Âşık Ârif Himmetî'ye ait bir şiirdir. Elimizde bulunan bütün yazılı bilgiler ve belgeler bunu göstermektedir.

Erkiletli Âşık Hasan'ın 5 kıtadan meydana gelen (kalmadı) redifli şiiri, Ahmet Hazım tarafından Seyrânî adlı kitabına üç kıta olarak yazılmış ve mahlas kıtası da yoktur .Oysa ki bu şiir Erkiletli Âşık Hasan’a ait olup yayımlanmış. Âşık Hasan kitaplarının hepsinde mevcuttur . Şiirin son kıtası

Kul Hasan 'ım der ki düşdüm piyâde

Hani senin ile kıldığım vâde

İsyanım tecavüz hadden ziyade

Divana varacak yüzüm kalmadı

Ayrıca.( geçti ) redifli şiirde Seyrânî 'nin olmayıp Silleli Surûrî’nin şiiridir. Bu şiirin aslı kendi kütüphanemizde bulunan Seyit Ömer Efendi Şiir mecmuasında mevcuttur.(v.21a).

2- Âşık Seyrânî 'nin şiiri olduğu halde bazı kitap yazarları ve bazı araştırmacılar tarafından hiçbir belgeye dayanmaksızın başka bir şaire mal edilen şiirlere örnek: Bizde iki cönk ile bir şiir mecmuasında Âşık Seyrânî'nin olduğu kayıtlı bulunan şu şiir yanlışlıkla Molu'lu Âşık Revâi'ye mal edilmiştir.

Benden selam söylen çatlımçanağa

Kokusu olmayan gül güllenmesin

Kargayı koymayın gülşenli bağa

Gübre mübtelası bülbüllenmesin

Hak aslanı hayrı ihtiyar eder

Bir harbden usanmaz iftihar eder

şman ülkesini târ u mar eder

Ali Zülfıkarla Düldüllenmesin

Mürtekib adamdan ülfeti soğut

Mağrurlık lafzasın Seyrânî unut

Çirkini güzeli indinde bir tut

Olura olmaza dil dillenmesin

B- Âşık Seyrânî kitaplarında bulunmayan yüzlerce şiirden bazıları şunlardır:

Âşık Seyrânî hakkında şimdiye kadar altı kişi tarafından yedi kitap yayımlanmış olmasına rağmen Âşık Seyrânî'nin şiirleri tam olarak tespit edilip okurlara ulaştırılamamıştır. Yayımlanmış mevcut kitapların yazarlarına şükran borcumuz olmakla birlikte yayımlanmış bu kitapların hepsi ilim süzgecinden geçirilip yazılmayan ve. eksik kalanları da ilave edilerek tam ve noksansız olarak Seyrânî kitabının yazılması ve yayımlanması şarttır .

İstanbul’da bulunan resmi kütüphaneler ile bazı özel kütüphaneler tarandığı zaman bu görüşümüzün haklılığı görülecektir. İstanbul’da bir vakıf kütüphanesinde bulunan cönkler ve şiir mecmualarında yüzden fazla yayımlanmamış Seyrânî şiirlerine rastladık ve bu şiirleri kendi kütüphanemizde bulunan yazmalarla takviye ederek ileride bir. Seyrânî kitabına hazırlanmaktayız. Yayımlanmış kitaplarda bulunmayan Seyrânî şiirlerinden bu tebliğimize ancak sekiz şiiri almış bulunmaktayız:

 

 

 

1.Şiir:

Var mıdır ey dil cihanda ben gibi erbabı gam

Cins-i gamdan bende mihmandır ulül' el-babı gam

Ahmed ' in hicret şebinde sevgili ümmetleri

Çekdiginde ben de çekdim âl-i gam ashabı gam

Sâkilerin piri ol Hızra veren ab-ı hayat

Bize himmet eyleyen ancılayın bir âlı-zat

Girdigim meyhanenin babında yazılmış bu hatt

I'lemu hâzihi bâb ismihu ebvabı gam

Dahil oldum bende ol meyhaneye kıldım nazar

Bir bedestan ohşamaz anda uzun satı bâzâr

İlm-i hikmetden anın herbiri bir divan yazar

Kâtibi gam kağıdı gam okuyan ahbabı gam

Dermend abdindenim her halde Keremkini ' nin

Âcizim şükründen anın lutf ile ihsanının

Ya kahrından ya lutfından yoklasak Seyrânî’ nin

Yedigi ekmek içdigi su giydigi esvabı gam

2.Şiir:

İdeyım ah köylere şah

Merdanım nerde ben nerde

Bildim râhı sinemde âh

Tabanım nerde ben nerde

Aklım alankavli yalan

Yüze gülen sinem delen

Halden bilen gönlüm alan

Seyrânî 'm nerde ben nerde

Bu 4+4 = 8 heceli Semaî, yayımlanmış kitapların hiç birinde mevcut değildir.

3.Şiir:

Sâki-i Bâkî'nin meyhanesinde

İçmeden mest olur bir bâde gördüm

Defter-i meyhur- divançesınde

İsmimi yazılmış divane gördüm

 

 

 

Seyrânî aşkınla ülfet ideli

Rüyamda padişah gelip gideli

Ne câmi ne mescid ne kasr-ı bedi

Ne mihrab ne bir seccade gördüm

Seyrânî İstanbul’da iken tıraş olmaya bir berbere gider, berber bunu hoş karşılamaz, Seyrânî 'ye sovuk davranır biraz da tıraş etmekte gecikir. Bunu gören Seyrânî tıraş sırasını beklerken kurşun kalemle şu şiiri yazar:

4.Şiir

Muradıma yetdim neyledim n'etdim

İşde sandım girem yemek ekmek aş

Cevri tamam fıraş cilteler kumaş

Nebatat bitdim ahfer işitdim

Yar yoluna etdim feda can ü baş

Lâzım durur ma'aş eyleme savaş

ile başlayan dört kıtalık şiirin mahlas kıtası şöyledir:

Şâir sultanıyam nüktedanıyam

Süleyman-ı Sâniyem terk-i fâniyem

Dedim Seyrânî 'yem gazelhânıyam

Kızdı kalem kaş der yavaş yavaş

15.Şiir:

Şu nazlı yâr bize selâm göndermiş

Alırız selâmı yolsuz değiliz

Öperiz okşarız gönül eğleriz

Zorunan söyleriz densiz değiliz

kıtasıyla başlayan şiirin mahlas kıtası şöyle son bulur.:

Seyrânî bu yolda adımız vardır

Güzel harcayacak varımız vardır

Hacı Bekdaş gibi pirimiz vardır

Çok şükür Huda'ya pirsiz değiliz

kıtasıyla ile son bulur.

Âşık Seyrânî 'ye ait matbu kitapların hiç birinde bulunmayan aruzla yazılmış şiirlerine de bir iki örnek verelim. Bunlardan biri üç dilde divanı bulunan meşhur Fuzûlî'nin ''nedir'' redifli şiirine nazire olarak yazılmıştır .Bu nazire beş beyitten meydana gelmiş bir gazel olup ilk beyti.

6.Şiir:

Ben o Mecnun'am ki fehm itmezem Leylâ nedir

Hak-ı sengin ferş idüp yaslandıgım sahra nedir

ile başlayıp:

Ger üşenmezsen dolaş Seyrânî mürti mahkeme

Naibin bezminde rûyet olmayan davâ nedir.

beyti ile son bulur.

Vezin: 3(failatün)+ failün. ;

7 .Şiir:

Hey ne müşkil andelibe gül'izar eksikligi

Gül'izar eksikliginden âh ü zar eksikligi

Aşk odı noksan olanlar sorsalar pervâneye

Hoş gelir mi ol zâife şem'-i nar eksikligi

Ey dilâ bir faide yok ne bana ne de sana

Kıyas olandan degilsin bu enas ile cine

Tâlibin fülsi degilsin bari bir miskine

Ne hâl etmiş giriftâr kesb-i kar eksikligi

Danışdım biri dedi bir kimse kara gitmeye

Hayf olur ol kimseye asla murada yetmeye

Ecelinden kırkyıl evvel ölür Allah etmeye

Boşlamazsa yakasını sim ü zer eksikligi

Varlık olur ise yerde harç kafi bilirim

Keremsizden kerem mev'ül etmeyi ben n'eylerim

Seyrânî beş vakitde böyle du'a eylerim

Vermesin düşmanıma Hak i 'tibar eksikligi

Vezin: 3 (fâilatün)+ fâilün

8.Şiir:

Hamdülillah müstekimdir râhımı gösterdiler

Yakub-veş kâinâta âhımı gösterdiler

Gerçi bir evlad-ı zatım Hak beni etdi gedâ

Du-cihanda destgirim şâhımı gösterdiler,

Gönlümün sofrasına sevda konukdur var ise

Mey-i hamrinden pek Cem-i ab-ı engür sönükdür var ise

Tâliîm ayinesi herdem donukdur var ise

Seni kalbde sema birle mahımı gösterdiler

 

Leyl ü nehar arz-ı hâle bir aded şanlıma

Müdde'ul-fasıl olursa istemezdim kanlıma

İster idim çar-köşenin birin almak anlıma

Kalb-i tevhid itdi kıble gahım gösterdiler

Misl-i Yusufdan tecelli yek-cihetde gözlerim

Zelha-veş aşkına düşdüm cân ü dilden özlerim

Seyrânî 'yem senin ilin tarıkım düzlerim

Zemane dostları zulmet cahımı gösterdiler.

Vezin: 3(f'ailatün)+failün

Netice olarak şunu söylemeliyiz ki şimdiye kadar yayımlanmış kitaplarda bulunmayan Seyran:i şiirleri, araştırmacılar tarafından titizlikle araştırılarak bulunmalı. Ayrıca yayımlanmış bulunan Seyrânî kitapları da yeniden gözden geçirilerek O'na ait olmayan şiirler ayıklanmalı tam ve noksansız yeni bir Seyrânî kitabı yazılmalıdır. Bu durum ilim erbabı için bir borçtur. Seyrânî gibi büyük halk şairi bir daha dünyaya gelmez. Bunu iyi bilmek, anlamak ve değerlendirmek gerekir.

Âşık Seyrânî'yi bilen O'nun şiirlerini seven kadirşinas "Develi halkı ve aydınları gereğini yapacaklarından emin olduğumu söyleyerek hepinizi saygı ve sevgi ile selâmlıyorum.

 
.