![]() |
![]() | |
| . |
11.15-11.30 Prof.Dr. M.Kemal AT İK*AHMED YESEVİDEN SEYRÂNİYE Orta Asyada Türk topluluklar ı arasında İslamiyetin kabulünün ve yayılmasının X. yüzyılın ikinci yarısına doğru başladığı bilinmektedir.Türkler aras ında İslâmlaşma ve dolayısıyla yeni bir kültür oluşturma süreci, XII. yüzyılda Ahmed Yesevî ile yepyeni bir ivme kazandı. Bu büyük tarihî şahsiyet, İslâmdan önce Budist, Şamanist, Maniheist mistik kültürleri tanımış ve özümsemiş, Türk topluluklarının İslama girişinin yine mistik bir yolla olacağını keşfetmişti. O aynı zamanda, Türkçenin hor görüldüğü, Arapça ve Farsçanın revaçta olduğu bir dönemde hikmetlerini Türkçe yazarak Türkçenin kurtarıcısı da oldu. Türkçeyi seçtiği için kendisini eleştirenlere şu hikmetli sözleriyle cevap veriyordu:Bilenlerden i şitsen açar gönül iliniAyet, hadis manas ı Türkçe olsa duyarlarMiskin Hoca Ahmet yedi ceddine rahmet Sevmiyorlar bilginler sizin Türkçe dilini Anlam ına erenler başı eğip uyarlar.Fars dilini bilir de, sevip söyler Türkçeyi (D.Hikmet.H.Bice,Ank.,1993,s-.,92 -93) . Ahmed Yesevî, doğrudan Kuran ve Sahih Sünnetten aldığı ilham ile milletimizin binlerce yıllık geleneğini yoğurarak müşterek eğilimlerini aklın, bilimin ve mantığın çizdiği yolda ileriye, doğruya, güzele yöneltti. Milletimizin gönlünde yatan dini, ahlaki, felsefi duygu ve düşünceleri açığa çıkardı. Onların gönüllerine tercüman oldu. Hakikate, oradan da ilahi aşka gidecek olan yolun önünü açtı. İnsanlık idealinin var olması için çalıştı. İnsanları gönül diliyle, birlik diliyle, dostluk diliyle selamladı. İnsanlığı vatan için değil, vatanı insanlık için sevdi. Birliğin ve tamlığın içinde kötülüğü eritti. Bireyde toplumu, insanda insanlığı kucakladı. Sadece şehirde oturanları değil, özellikle kasaba, köy ve bozkırda yaşayan göçebe halka anladıkları dil ve alıştıkları şekillerle yaklaştı. Türkler arasında bir düşünce ve davranış birliğinin doğmasını sağladı. Türk milletinin gönlüne aşk yağmurunun damlalarını sevgi yeliyle damlattı. İnsan gönlünü ilâhî nurun tecelli ettiği yer olarak gördü. Rızayı ilâhinin gönül muhabbetinden geçtiğini söyledi. Dar kalıpların ve düsturların, ideolojilerin, hiziplerin, ayrılık ve gayrılıkların, gösteriş ve şekilciliğin Allaha giden yol ve hakikate götüren bilimle ters düşeceğini söyledi.Türk- İslam kültürünün temeli işte böyle başladı ve bu mistik zemin üzerinde gelişti. Esasen toplumların aradan geçen zaman ve değişen kültür ortamına paralel olarak bir değişim içine girmeleri ve bir değişim süreci yaşamaları evrensel sosyolojik bir gerçektir. Dinler de toplumların yaşayış biçimi itibariyle belli bir değişime maruz kalmışlardır. Tüm dinlerde bu değişim süreci belirgin olarak görülmektedir. Nitekim İslâm Dini henüz Peygamberin vefatını müteakip Araplar içinde bile değişik biçimlerde algılanmış, fetihlerle birlikte farklı toplumlarla tanıştıktan sonra bu toplumların sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yapılarına uygun yorum ve uygulamalara konu olmuştur.Böylece her toplum islamın yorumunda ve yaşama geçirilişinde kendi kültürel değerlerine göre bir müslümanlık biçimi geliştirmiştir. Zaten, doğada ve toplumda has oluş ve yoğuruluş sürekli bir yenilik içindedir. Kuran da insanın bu değişimden nasibini almasını istemektedir (Enfal,53). Kuranın bu arzusu, müslümanı, kavrayış alanı ve görüş mesafesi itibariyle tüm insanlığı kapsamına alacak bir şekilde evrensel bir niteliğe büründürmektir.İşte Ahmed Yesevî, mitolojik unsurlarla örülü, mistik tecrübelerden gelen Türk topluluklar ını, halk tabakalarını, yukarıda zikrettiğimiz değer hükümleriyle bütünleştirmiştir. Böylece O, Orta Asyadan Balkanlara kadar tarih içinde Türk halk müslümanlığının oluşmasında çok önemli bir görev ifa etmiştir. Bunun için de Yesevîlik adı aynı zamanda müslümanlık sözüyle eşdeğer kabul edilmiştir. XII. yüzyılın ikinci yarısında itibaren Maveraünnehir ve Fergana havalisinde, yani bugünkü Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkistan ve Tacikistan bölgelerinde Yesevîlik İslamın kendisi yani Türkçe yorumu olmuştur. Bu yorum: Aşkın, ihlâsın, insan sevgisinin, hoşgörünün, kadın-erkek eşitliğinin, emeğe ve ilme saygının esas olduğu bir İslam anlayışıdır. Bu anlayışı Anadoluya Yesevî dervişleri getirmiştir. Fuad Köprülünün ifade ettiği üzere, Anadoluya gelen Yesevî ve Haydari dervişleri, Ahmed Yesevînin vefatından sonra geçen yarım yüzyıllık bir süre içinde oluşan onunla ilgili bütün yazılı ve sözlü gelenekleri olduğu gibi Anadoluya taşıdılar. Burada Ahmed Yesevînin menkibelerini anlatan Menâkıbi Ahmed Yesevî isimli bir eserin kaleme alındığını kaynaklar yazmaktadır. XV. yüzyılın sonuna kadar varlığı bilinmeyen Makipnâmenin XV. yüzyılın sonlarında Bektaşilik geleneği içinde kaleme alınan Velâyetnâme-i Hacı Bektaş ve Velâyetnâme-i Sultan da yer almaktadır. Osmanlıların teşekkülünden önce Anadoluya bir çok Yesevî dervişinin geldiği, Hacı Bektaş-ı Velinin de bunlardan biri ve hatta Ahmed Yesevînin müridlerinden olduğu söylenmektedir. Yesevîlikte de Bektaşilikte de ayinlerde Arapça ve Farsça yerine Türkçe ilahilerin söylenmesi, dua ve niyazların halkın kendi diliyle ifade edilmesi ve kabul görmesi Bektaşiliğin Yesevîliğin içinde olduğunu göstermektedir. (F. Köprülü, İlk Mutasavvıflar, s.112)As ırlardır sürüp gelen çok güçlü ve feyizli halk edebiyatımız Anadoluda, daha önce de Orta Asyada tamamen dinî ve millî bir mahiyet arz ederek başlamıştır. Divan-ı Lügatit Türkten sonra en eski Türk edebiyatı metni olan Ahmet Yesevînin Divan-ı Hikmetinin içeriği bu söylemde hepimize örnek teşkil edecek mahiyettedir.Ahmed Yesevîyi Orta Asyadan Anadoluya ta şıyan, Anadoluyu sevgi ve aşk atmosferinde birleştiren pek çok Yesevî dervişi Anadoluda evliya kültünü meydana getirmiştir. Ünlü Osmanlı seyahatçısı Evliya Çelebi kendisinin Yesevî soyundan geldiğini iddia etmekle birlikte gezdiği yerlerde rastladığı Yesevî dervişlerine ait makamları eserinde yazmıştır. Bu dervişler arasında Deliormandaki Demirci Baba, Niyazabaddaki Avşar Baba, Merzifondaki Pir Dede, Karadeniz kenarında Batovadaki Akyazılı, Bursadaki Geyikli Baba, Abdal Musa, İstanbul Unkapanındaki Horoz Dede, Bozok sancağı Yozgattaki Emir Çin Osman, Tokat merkezdeki Gaj Gaj Dede ve Zile ilçesindeki Şeyh Nusret zikredilmektedir.Halk ı nefis mücadelesine hicrete çağıran ve bu uğurda seyahat eden Yesevî dervişlerinin Anadoluda neşreyledikleri Divan-ı Hikmet ve içeriği, sonuçta burada inkişaf eden halk edebiyatı için ilk örnek olmuştur. Mevlananın,Yunus Emrenin, Hacı Bektaş-ı Velinin, Seyrânîin ve daha pek çok ozan, arif ve velinin dehasını hazırlayan edebi ve tasavvufi gayretin ürünleri bu ilk numunelerdir.Anadolu halk edebiyatı, daha ilk günlerinde bile, Orta Asya Türk edebiyatının bütün vasıflarını haiz idi.Bu vasıfların ortak özelliği ise dini ve öğretici oluşlarıydı. Bu öğretilerin temelini ise tasavvuf teşkil ediyordu.Anadolu halk şairleri, isimleri etrafında toplanan menkıbelerle, bu mübarek ülkede bir veliden farksız olarak yaşadılar. Ellerindeki kırık sazlarının yükselen ahenginde, kalperindeki aşk, hicran ve ıstırab hisleri terennüm edilirdi. Diyar diyar dolaşan bu erenlerin hayalleri önünde halk vecde gelirdi. Bu kültür ve bu coşku ile Anadolunun her noktasında bir şahsiyet, bir ozan ve bir veli meydana geldi.Kültür tarihimizin çok önemli simalar ında olan bu şahsiyetler ve daha pek çokları İslamı ve onun yüce kitabı Kuranı mistik açıdan yorumlayıp, insan olmanın onurunu, varlığı Tanrı varlığı için sevmekte buldular. Hakikate, gerçeğe ve ebedi değerlere ulaşmanın ancak akıl ve bilimin öncülüğünde ulaşılacağı düşüncesini Anadoluya Ahmed Yesevî erenleri yaydılar. Bunu yaparken de insanları zengin-fakir, ezen-ezilen ve mümin-kafir gibi sınıflara ayırmadılar. Aksine tüm insanlığı ebedi değerlere, mutlu bir dünyaya götüren aydınlık yolda sade bir din, temiz bir iman, sevgi dolu bir gönüle çağırdılar.İşte bu değerleri Anadoluda devam ettirenlerin ba şında Yesevî halkası içinde yer alan Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli gibi gönül erleri gelmektedir. Türk milletinin iradesini, ızdırabını aşk ve sevgi içinde mukaddesata götüren mana okulunun öncüleri olan bu halkaya daha binlerce erenleri katabiliriz. Biz bunlara Anadolu erenleri diyoruz. Bunlardan biri de Aşık Seyrânîdir. Seyrânî, Ahmed Yesevî hayranıdır. Onun huzurunda kıyama durmayı en büyük muradı olarak dile getirir.Ey gönül murad ın ne ise isteS ıtku hulus üzre Hannana yalvarArsa-i dillerde ol kemer beste İsm-i esmalarda Mennana yalvar Ta Belh ve Buhara Nak şibendi tamAhmed Yesevî Hazreti k ıyamGelir imdad ına on iki imamMülk-i Horasanda her yana yalvar (A.Çatak.Bütün Y.Seyrânî, Kayseri, 1992 ,s.442-443.Seyrânînin, Ahmed Yesevînin takipçilerinden oldu ğu, Allaha teslimiyet, marifet, hak, hakikat, haram, helal, tevbe, takva, ihlas, aşk, muhabbet, riya, rüşvet, nefis, tevazu, cehalet, sufi, vahdet-i vücud, cennet-cehennem, Ehl-i Beyt, tasavvuf ve hoşgörü gibi evrensel konularla ilgili olarak aralarında benzerliklerin olduğunu aşağıdaki örneklerde görmekteyiz. Biz bu çalışmamızda Ahmed Yesevînin Divan-ı Hikmet adlı eseri ile (Haz.Dr.H.Bice,Ank.,l993) , Seyrânînin Sanihat-i Seyrânî (A.Hazim, 1340) adlı eseri kaynak olarak kullandık.Seyrânînin, Ahmet Yesevînin takipçilerinden oldu ğu, Allaha teslimiyet, marifet, hak, hakikat, haram, helal, tevbe, takva, ihlas, aşk muhabbet, riya, rüşvet, nefis, tevazu, cehalet, sofi, vahdet-i vücut, cennet-cehennem, vahdet-i vücut, cennet-cehennem, ehl-i beyt, tasavvuf ve hoşgörü gibi evrensel konularla ilgili olarak aralarında benzerliklerin olduğunu görmekteyiz. Ahmet Yesevî, ele aldığı konuları derece derece geliştirerek idealize ettiğini gösterir.Seyrânînin şiirlerini incelerken görüyoruz ki, menşe itibariyle, konusu muhabbet olan ve bunu terennüm eden Yesevî çizgisini kendi hisleri ve sevgisinde kutsallaştırma ve ilahiliğe büründürme vardır.Yesevinin a şktaki mertebesinin, dert ve elem çekmekteki tahammülünün ve kudretinin harikuladeliği, Seyrânînin yaşamına ve şiirlerine de yansıdığını görmekteyiz. Seyrânî, tasavvufun motiflerini, beşeri aşkı bütün enginliği ve coşkunluğuyla tıpkı Yesevî gibi ilahileştirmiştir.ÖRNEKLER NEFS Yesevî Ey dostlar nefis elinden peri şanımİsyan yükü belimi büktü dertliyim Aciz kulunum ne eylesen emrindeyim Elimi tutup yola koy entel-Hâdî Ba şımı verip belimi bağlayıp kılsam ihlâsNefs- Şeytan çengelinden kurtulsamCan verirken yard ım etse Hızır-İlyasGavslar gavs ı yasin hatmi kılar mı kiSeyrânî T ırnak bulur isen başın kaşırdınSeyrânîyi do ğru yoldan şaşırdınEy nefsim, cürmümü ba ştan aşırdınTevbekar olma ğa yeminli misin?Rabbim sana hacet de ğil arzu halimHer nefeste sen âlimsin sözüme Tenimde can ımda kalmadı mecalMedet senden yoku ş ile düzümeHevay ı nefsimle etmedim ülfetiBa şa satın aldım gamı mihnetiAç ıldığı zaman amel hüccetiSeyrânîdir cürmüm vurma yüzüme GAFLETTE GEÇEN ÖMÜR Yesevî Vah ne yaz ık, geçti ömrüm gaflet ileSen ba ğışla günahlarımı rahmet ileKul Hoca Ahmet sana yand ı hasret ileKendi kendisine kendisi yan ıp yakılır imişSeyrânî Amel saz ın bozuk düzen çalmışam İsyan deryasına Yarab dalmışamAziz gecelerde gafil kalm ışamNevm-i gaflet dü şman imiş gözümeZULÜM-ZAL İMYesevî Cahillere eşsiz sözüm hayfı hikmet İnsanım deyip belini bağlar hani himmetDünya için birbirine eylemez şefkatZalimlere esir olup öldüm ben i şteZalimlerde had ne ola bizde günah Dervi şlerin huyu kötü, geçmez duaO sebepten sultan k ılar bize cefaAyet hadis söyledim ben i şteZalim e ğer cefa eylese Allah deElini aç ıp dua ile eyleyip boyun eğHak yard ımına yetmez olsa endişe eyleHakktan i şitip bu sözleri söyledim ben işteZalimleri şikayet etme zalim kendinHuyun riya etki etmez halka sözün Dünya mal ını dolu verdim doymaz gözünHarisleri siccin içine sald ım ben işteSeyrânî Herkes belas ını azdı da buldu İnsanda evvelki sadakat ne olduEski saraylar ı beğenmez olduYere s ığmaz oldu sultan olanlarHükm-ü şeriatçe fakir mazlumEmanetullaht ır değil mi malum?Zalimin keyfince icrayi rusüm Edenler çekmez mi azab- ı niran?Etmek farzd ır ulul emre itaatUlul emre farzd ır etmek adaletEvliyayi umur gayetül gayet Müstakimül etvar gerektir her an Müdahin(dalkavuk) olmasa âlemde âlim Ne haddi zulmetmek mazluma zalim Zalimler zulmünden sabra mecalim Kalmad ı Yarabbi bende el aman(189)CEHALET A.Yesevî Cahil ile geçen ömrüm nâr- Cahil olsan Cehennem ondan çekinir Cahil ile Cehenneme do ğru kılmayın seferCahiller için de yaprak sokdum ben i şteHayk ırırsam Hakk imdadıma yetişir mi ki?Gö ğsümdeki paslarım gider mi ki?Bütün cahiller bu alemden gider mi ki? Cahillerden yüz bin cefa gördüm ben i şteAlimim diye kitap okur anlam ını bilmezÇo ğu ayetin anlamını asla bilmezBüyüklenme, ben-benli ği dini tutmazAlim de ğil, cahildir dostlarımaSeyrânî Görmü ş yok cihanda cahilden vefaVefa umup etme kendine cefa Olur mu insana zehirden şifaFikretsin gönülden ihvan olanlar Yumurtan ın iki olsa sarısı,Beyaz ına çıkar anın yarısı,Cahil adam misli yaban ar ısıÇeç yapsa bal yapmaz,orman içinde. .......... Pan zehrin cahilin nu ş itmeKamil zehrin iç Cahile aldanma Seyrânî bin ikram eyler. R İYAA şksız ve ihlassız şekilci abidlerin sonuYesevî Dervi şim deyip taat kılar halk içindeRiya k ılıp koşup yürür orda burdaAllah için taat k ılan derviş nerdeGerçek dervi ş dağ ve çölü mekan kılarOruç tutup halka riya k ılanlarıNamaz k ılıp tesbih ele alanlarıŞeyhim deyip, başka bina kuranları Son deminde iman ından cüda kıldımGörünü şü sûfiye benzer, kıyametten korkmazlarGünah ve haram hâs ılı, günahlardan ürkmezlerRiyâ tesbihi elinde, a ğlayıp yaşını dökmezlerArslan Baban ın sözlerini işitiniz teberrükSeyrânî Geçüp kar şımda sen gülme,Görüp meyhorlu ğum sofuSözüm tut, badeden sen iç Fakat sen geç riyadan gel Hakka bir dem riya ile ibadet etmeden Belki ye ğdir, kendini rüsvayi bednâm eyleseEhl-i kibrin taati makbul indallah de ğilÜç yüz altm ış gün oruç tutsa bayram eyleseRÜ ŞVETAhmed Yesevî ve Seyrânî halk ın çileli yaşayışını ve halkı sömürenlerin çirkin dünyasını ortaya koyarlar ve eleştirirler.Ahmed Yesevî Amil olan alimler, yola giren asiler Öyle alim yerini darus-Selamda gördüm Kad ı olan alimlerPara rü şvet yiyenlerÖyle kad ı yeriniSakar ate şinde gördümMolla, müftî olanlar Yanl ış fetva verenlerAk ı kara eyleyenlerOl Cehenneme girmi şleHaram yiyen hakimler Rü şvet alıp yiyenlerKendi parma ğını dişleyipKorkup-durup kalm ışlarSeyrânî Mahkeme meclisi icad oldu ğuÇe şme-i rüşvetin ahmaklığındanKaza, bela ile alem doldu ğuKazlar ın kadıya uçmaklığındanAs ıl sermaye-i niyabetleriEmvali eytamdir(yetim mal ı) ticaretleriDaveti rü şvete icabetleriS ıdkıle gönlünün alçaklığından
Niçin garip oldu Hükmü ŞeriatKad ının, müftünün yediği rüşvetİçkiden, zinadan cahile nöbet Vermiyor haf ızı Kuran olanlarAH İR ZAMAN ŞEYHLERİYesevî Nafile oruç tutar halklara şeyhlik satarİlmi yok amadan beter ahir zaman şeyhleri Beline ku şak bağlar özünü adam sanırArasatda b ırakılır ahir zaman şeyhleriBa şına sarık vurur ilmi yok neye yararOku yok yay ını çeker ahir zaman şeyhleriAlay ından al eyler muameleni mal eylerSahipsiz ömrünü yel eyler ahir zaman şeyhleriSeyrânî Müstemi oldum hezaran vaizin takririne Gayreti yok masivadan kalbinin tathirine Cennet ile güldürür gah cahimle a ğlatırNefsinin, kürsüden inmezden tedbirine .......... Dine hiç mahrem de ğilken ad ider rehberliğiRehberimdir a şk, rağmen vaizin tefsirineGörmedim zahir ulumunda muhabbetten eser Bilseler anlar da bir nebze verirlerdi haber Derse a şkın neşesinden hiç haberdar olmamışZevki sönmü ş, aşinayı bezmi gülzar olmamışBir zaman a şkın duzağında giriftar olmamışLafz ı aşkın manasın gadir değil tefsirineDÜNYAYA BA ĞLILIKYesevî Neçe mingkler çerik y ığğan hanlar kanıBu sözlerning her birisi mana kân ıVefas ı yok bî-vefadur dünya tanıGafil âdem körüp ibret almaz ermi şSeyrânî İnşallah Seyrânî gelir gidenler Zulmün devesini yedsin yedenler Dünyay ı ahirete tercih edenlerNecat ı imkansız bahre daldılar
KULA H İZMET HAKKA HİZMETYesevî Kulu görsem, kulu olup hizmet eylesem Toprak gibi yol üstünde yolu olsam A şıkların yanıp uçuşan külü olsamHem dem olup yer alt ına girdim ben işteSeyrânî Şehr-i hakikate doğru gidenin Aya ğı altına yol gönder beniFazilet iline şahlık edeninRabbim kap ısına kul gönder beniKORKU, AZAP VE CEHENNEM A. Yesevî Korkutma ümmeti söyleme art ıkYürekleri yufka, takatlar ı yokRahmand ır Tanrı'nın rahmeti pek çokMemuldür cümleyi etmesi mesrur Hadiste buyurdu Habibi Vehhab Yoktur ümmete ahirette azap Azab ı dünyada geçti ikapAhirette ne azap ne ikak görür Seyrânî Yolcu ate ş yakmak ile yol yanmazArifin yapt ığı hiçbir çul yanmazCehennemde günah yanar kul yanmaz Ben günahdan sürmelenmi ş gözlüyemS ığındım Seyrânî kayyum ferdeA şk, sevda ile düştüm bu derdeTuttum günah ımdan yüzüme perdeRabbim divan ında kara yüzlüyümA ŞKA şk ve muhabbet dünyanın yaratılmasına sebep olduğu gibi insanı kamil yapan ve Tanrıya, aslına ulaştıran da odur. Hakiki sevgiliye ulaşmak için insanın bir çok zorluklara katlanması gerekir. Ahmed Yesevî ve Seyrânî de şiirlerinde hep aşkın, muhabbetin insanı kemale erdireceğini, olgunlaştırıp yücelteceğini söylerler:Yesevî Zahid olma, âbid olma, â şık olMihnet çekip a şk yolunda sadık olNefsi tepip dergah ına layık olA şksızların hem canı yok, imanı yokA şkın bağını gezmeden aşık olunmazHakirlik, a ğlamaklık çekmedikçe nefsin ölmezBir damlaya raz ı olmadan o inci olmazRaz ı olup has cevherinden aldım ben işte.Her sabah vakti ses geldi kula ğıma Zikir söyle, dedi, zikrini söyleyip yürüdüm ben i şteA şksızları gördüm ise, yolda kaldıO sebepten a şk dükkanını kurdum ben işte.A şksızlara verme öğüt,Ö ğüdünden alır değil,A şksız kişi hayvan olurHayvan ö ğüt bilir değilGerçek dertliye kendim ilaç,kendim derman Hem a şıkım, hem maşukum, kendim dermanRahmet eyleyim,ad ım rahman,zatım süphanBir nezarda i şlerimi sühan eyledimSeyrânî İbtida vücudum yapan üstada Bes eylerem daim besden içeri Sununca o pirim bir kase bade A şk-ı Mevla girdi resden içeriHep böyle devreder, felekler burçlar Kendi kendim bildim, affoldu suçlar A şkın kitabından yediler, üçlerDers verdiler bana dersten içeri Alemi manada elhamdulillah Bir mai carinin gözünden içtim A Ben mi, vahdeti gözünden içtim A şıkların kalbi kenzi RahmandırKalbi a şık,evvel sani değildirBu s ırrı anlayan ehl-i irfandırBilmeyen marifek kani de ğildir.Ar ılara gelmiş çiçek devşirmekAriflere mahsus çiçeksiz pi şirmek şık Seyrânîyi gözden düşürmekMerhamet ehlinin şanı değildir.MUHABBET A. Yesevî Muhabbetin denizine gömülüp bat A şıkların sohbetine özünü katMuhabbetin pazar ına özünü satÖzünü satmadan Hakk rahmetin alsa olmaz Muhabbetin deryas ında dalgıç olup,Marifetin cevherini alas ım gelir.Tarikat ın meydanında kanat çırpıpO Tuba dallar ında konasım gelirMuhabbetin bahçesine bülbül gibi Seherlerde feryad edesim gelir O vakitte Allah ımın cemaliniMana gözü ile aç ıkca göresim gelirHoca Ahmedin küpünde Muhabbetin şarabıA şıklara şu meydenMurad ınca versem benSeyrânî Muhabbet küpünün Olsam şarabıYâr, beni doldurup İçer mi bilmemBir a şıkın yolun tutsamA şk oduna yanıp tütsemBülbül gibi feryad etsem Muhabbetin güllerine Vücudumu kavursalar Yönüm yare çevirseler Harman gibi savursalar Muhabbetin yellerine GÖNÜL ALMANIN KAYNA ĞIAhmed Yesevî Sünnet imi ş, kafir de olsa incitme sen,Hüda bizard ır katı yürekli gönül incitendenAllah şahit, öyle kula hazırdır SiccînBilginlerden duyup bu sözü söyledim ise Garip, fakir, yetimleri k ıl sen şadmanParçalay ıp aziz canı eyle kurbanYiyecek bulsan, can ın ile kıl sen ihsanHaktan i şitip bu sözleri dedim işteSeyrânî Nazar ını atma hicaz-ı adneBir can taksim olmu ş cümle bedeneHer gönül Kabedir tavaf edene Ç ıkmış bina değil mimar elindenDaralup kendini y ıkma SeyrânîR ızayı bariden çıkma SeyrânîGönül Kabedir y ıkma SeyrânîElinden gelirse imared eyle A şığın gönlünde görüp yarayıBeytullah yas tutmu ş giymiş karayıKudretin yoksa hacca varma ğıGönül Beytullaht ır ziyaret eyleVAHDET- İ VÜCUDAhmed Yesevî Tarikat pazar ında sevda eylesemMansur gibi enel-Hakkk ı kavga eylesemHizmey eyleyip hal derdini beyan eylesem Gö ğsümdeki küreleri açar mı kiNam ve ni şan hiç kalmadı....Lâ....Lâ... oldumAllah zikrini diye diye illâ oldum Halis olup, muhlis olup lillah oldum Fenafillah makam ından geçtim ben işteSeyrânî Yolcu ate ş yakmak ile yol yanmazArifin yapt ığı hiçbir çul yanmazCehennemde günah yanar kul yanmaz Ben günahdan sürmelenmi ş gözlüyemS ığındım Seyrânî kayyum ferdeA şk sevda ile düştüm bu derdeTuttum günah ımdan yüzüme perdeRabbim divan ında kara yüzlüyümGÖNÜL ALMANIN KAYNA ĞIAhmed Yesevî Sünnet imi ş kafir de olsa incitme senHuda bizard ır katı yürekli gönül incitendenAllah şahit öyle kula hazırdır SiccinBilginlerden duyup bu sözü söyledim i şeGarip, fakir, yetimler k ıl sen şadmanParçalay ıp aziz canın eyle kurbanYiyecek bulsan can ın ile kıl sen ihsanHaktan i şitip bu sözleri dedim işteSeyrânî Her gönül Kâbedir tavaf edene Ç ıkmış bina değil mimar elindenDaral ıp kendini yıkma SeyrânîR ızayı Bariden çıkma SeyrânîGönül Kabedir y ıkma SeyrânîElinden gelirse imaret eyle
A şıkın gönlünde görüp yarayıBeytullah yas tutmu ş giymiş karayıKudretin yoksa Hacca varma ğaGönül Beytullaht ır ziyaret eyleHAK MUHAMMED Ahmed Yesevî Eya dostlar, bildireyim Hak Rasulden Ümmet olsan i şitip selam verin dostlarO rahmeten lilalemin cüz ve külden Ümmet olsan i şitip selam verin dostlarMiskin Ahmed kuluna Kitabetli Muhammed Yetim, fakir, garip Sehavetli Muhammed Tarikata yol gösterici İradeli Muhammed Hakikate Mukteda İcazetli Muhammed Seyrânî Hak Muhammedde, Muhammed nur-i imandad ırNur-i iman ın fitili şemi irfanındadırŞemi imanında parlar nuri zati lem yezel Şule-i kandil aşkım kalb-i suzanımdadır Ayn ı aşka sümme vechullah sırri aşikarÇehre-i zat-i ilahi sanma hicran ımdadırBen Veli Seyrânîyem hadmen li nefsi sederi Arz ı didar kemali indimde noksanımdadır
VAHDET İ VÜCUTAhmed Yesevî Tarikat pazar ında sevda eylesemMansur gibi enel hak kavga eylesem Hizmet eyleyip har derdini beyan eylesem Gö ğsümdeki küreleri açar mı kiNam ve ni şan hiç kalmadı la la oldumAllah zikrini diye diye illa oldum Halis olup, muhlis olup lillah oldum Fenafillah makam ına geçtim ben işteSeyrânî Kudret-i Hallaka ibretle bakt ımGördüm her bir mahluk bir şan içindeUyan ıp çırağım çakmağım yaktımVücudum bir buldum cihan içinde Bildim hakikati kalkt ım uykudanHu İsm-i Zatından, zat İsm-i HudanSorsunlar Seyrânî içti ğin sudanBen Seyrânî Hakk ın zatından içtimMiraciyem ben de Musa-y ı aşkınYa Rab tecelline tur eyle beni Sönük y ıldızıyım semayı aşkınNur-i zat ınla pür nur eyle beniSeyrânî kuluna halk ı güldürmeSetreyle isyan ın nasa bildirmeCihan ı sen ism-i mevtle öldürmeAzade-i nefhi sur eyle beni HAK İKAT-MARİFETYesevî Şeriatın meydanına özünü koymadan Tarikat ın bahçesinde dolaşmadanHakikat ın deryasından cevher almadanMarifet adab ını bilse olmazSeyrânî Şehr-i hakikate doğru gidenin Aya ğı altına yol gönder beniFazilet ilinde şahlık edeninRabb ın kapısına kul gönder beniSONUÇ Milletimizin tarihinde büyük yeri ve büyük hizmeti olan Ahmet Yesevî as ırlar öncesinde Anadoluya gönderdiği erenleri ile gelen değerler derece derece tekamül derek, Anadoluda ulvi bir aşka doğru yönelmiş, sonuçta beşerî sevginin üstüne çıkmıştır.Yesevî, inanç ve felsefesini bilgi, do ğruluk, tevazu, samimiyet, dürüstlük, mehabbet, verimlilik, kadın erkek eşitliği, ihlas, emeğe saygı ve hoşgörü esası üzerine bina etmiştir. Ahmet Yesevîde şekillenen bu temel esaslar Anadolu erenlerine de ışık tutmuştur. Âşıklarda özdeşleşen bu değerler Seyrânî gibi pek çok şairlere de değişmez birer motif olmuştur. Zaten insanı büyük kılan, kemale erdiren, oradan da rızayı ilahîye yönelten bu değerlerle birlikte yaşamaktır.Seyrânîde tezahür eden Yesevî felsefesi, onun dünya ve ahiret görü şleri mertebe mertebe yükselerek kaynağı Yesevî olan tasavvufî aşka yönelmiş, oradan da aşkın aşkına vasıl olmuştur.Yesevî de Seyrânî de zaman ının insan manzaralarını, özellikle dinî makamı ve mevkii işgal edenlerin bulundukları çizgiyi tasvir eder, halkın çileli yaşayışını ve halkı sömürenlerin çirkin dünyasını ortaya koyar ve eleştirirler. Aynı şekilde başkalarının hukukuna, inancına saygı göstermeyen bir insanın, bir ulusun inanç özgürlüğüne darbe vurduklarını ifade ederler.Yesevî ve Seyrânî insanlar ı; fakir, zengin, ezen ve ezilen, mümin ve kafir gibi sınıflara ayırmıyor. Yani insanları inanç ve görüşlerine göre tasnif etmiyor. Aksine insanları aydınlığa, ebedî değerlere, mutlu bir dünyaya götüren aydınlık yolda sade bir din, temiz bir iman, sevgi dolu bir gönül ile çağırıyorlar.Yesevî ve Seyrânî varl ığı, yaratanın kudretinden çıkmış olarak tanımlarlar. Bu nedenle insan olmanın onurunu; varlığı Tanrı için sevmek, sırf bu aşkın hatırı için sevmeye katlanmak olarak görürler. Bunun içindir ki insan önce kendisiyle hesaplaşmasını, kendisini aşarak bütün bir dünya için, bütün bir dünyanın geleceği ve mutluluğu için çalışmasını isterler.Yesevî de Seyrânî de şiirlerinde, hem nefret hem de sevginin bir bedende tutunamayacağını savunurlar. İslamdaki kişisel dindarlığın en derin sırrının aşk ve sevgi olduğunu ısrarla ifade ederler. |
. |
![]() |
![]() |