14.30-14.45 #9; Dr. Kadir ÖZDAMARLAR*
.

 

DEVELİ’DE ÖLÜM FOLKLORU VE MEZAR TAŞLARI

I. BÖLÜM

GİRİŞ

Biliriz ki insan hayatında; doğum, evlenme ve ölüm son derece önemlidir.Bu önemli hadiselerin kendilerine mahsus adetleri, ayinleri, törenleri ve değişik inanç dünyaları oluşmaktadır. Bu inançlar manzûmesi insanımızın geleneksel yapısını oluşturur. Bunlardan biri de ölüm olgusudur.

Ölüm Allah’ın emri: Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak ölüm olgusu, öz olarak doğal, kavram ve üzerinde yapılan uygulamalar sebebiyle de kültüreldir. Zira her varlık, dünyaya geldikten sonra kendi ölümünü içinde taşımaktadır.

Ölüm ve ölü ile ilgili adetler ve uygulamalar: Ölüm öncesinden başlayarak ölüm sonrasında da devam etmektedir. Bunlar:

1-Ölenin ahirete gidişini kolaylaştırmak,

2- Ölenin geri dönüşünü engellemek, böylece geri kalanları ve malın mülkün zararlarından korumaya çalışmak,

3-Ölenin yakınlarının ruhî ve insanî ilişkilerini düzeltmektedir.

Ama ölüm adetleri içinde uygulanan işlemler ve davranışlar genelde üç bölüme ayrılır: Ölüm öncesi, ölüm anı, ölüm sonrası.

Ölüm sebeplerinde hastalıklar, ecel ile, doğum sırasında, tabii afetler, namûs davaları, intiharlar, iş kazaları, zehirlenmeler,şekavet, trafik kazaları vb. önemli yer tutar.

Develi’deki ölümle ilgili adetlerin büyük bir kısmı islâmî kaidelere göredir. Biz burada müslüman halk için: genelde olayın folklorik boyutunu ikinci bölümde de mezar taşlarını ele alacağız.

Adet ve inanmalar, ayinler, geleneksel davranışlar da, bazen yorumlanarak konu bütünleştirmeye çalışılacaktır. Develi yöresini ilgilendiren bu çalışma ilk ciddi çalışmadır.

&#A-Ölüm Öncesi

1-Ölümü Düşündüren Ön Belirtiler

Develi insanlarında, ölümü haber veren belirtiler vardır. Bu belirtiler şöyle sıralanabilir:

Köpek,baykuş,horoz, gibi hayvanların sesleniş biçimleri, zamanı, yer ve yönle ölümü haber verdiklerine inanılır. Ayrıca mesela at ön ayakları yeri kazar, eşinir ve kişnerse;horoz şafakla ,baykuş dama tüner uzun uzun öterse; ölüm habercisi sayılır. Bundan dolayı “horoz saat gibidir” veya “horoz ötümü” Develi halk takvimin de bir zaman dilimidir.

Ev eşyası, araç ve gereçlerden; kapının kendiliğinden gıcırdaması,ayna kırılması, gece evden ekşi hamur,tuz, sarımsak,verilmesi de belirtilerdir. Bunlardan kurtulmak için mesela yemeklerin üzerine tezek konur. Yine gece kazan verilmesi de ölüm belirtisidir. Altı kara kaplar “kara haber” için birer işaret sayılır.Ayrıca kiraz,armut ağaçlarının kuruması da birer ölüm işarettir.

Tabiat olaylarından, ay ve güneş tutulması kıtlık olacağına inanılır ve rüyalar da görülen eşya ve olaylardan ölümü çağrıştıran yorumların yapıldığı çok olur.

Psikolojik olarak hoca çağırtırsa, vasiyetini hazırlatmak; uzaktaki akrabalarının görmek; doğduğu yere gelmek isterse ki(buna toprak çekme denir) sayıklayıp garip sesler çıkarırsa , başı yastıktan düşerse ,

&#Fizyolojik belirti olarak:kulakları düşerse, ayakları,elleri,beyazlaşırsa bedeni sararır, ya da kan gelirse, vücud katılaşırsa bunlarda ölüm belirtileridir.

Bu belirtiler ortaya çıkıcınca hastayı ziyaretler başlar. Belirtilere göre yiyecekler getirilir. Vasiyeti sorulur. Hasta tövbeye davet edilir. Salavat-ı şerife ve biliyorsa Kuran-ı Kerim okuması istenir. Hasta ağırsa;bilenler tarafından, başı kıbleye getirilir ve “Yasin-i Şerif” süresi okunur. Hastaya da bildiği süreleri okuması veya kelime-i şehadet getirmesi telkin edilir.

Hasta ruhu teslimde zorlanırsa,yastığının altına ayna konur gömleği yırtılır,ağzına pamukla zemzem suyu, ve şerbet verilir. Cuma günü veya üç aylar içerisinde ölürse kabir azabından kurtulacağına inanılır.

Develi’de zaman zaman ölüm korkusundan uzaklaşmak için; ölü yıkanırken veya cenaze geçerken uyuyan kimseler uyandırılır. Cenaze evden çıktıktan sonra su dökülür. Ölü yıkandıktan sonra bazen su ısıtılan kazan ters çevrilir, cenazeye katılanlar ellerini yüzlerini yıkayarak eve girerler ve ölenin yakınları arkalarına bakmamaya çalışırlar.

B-Ölüm Sırası

1-Ölüm olayı; ölü sahipleri veya komşular tarafından haberlendirilir. Cami görevlilerine haber verilir. Görevli ölü evinin alanına çıkarak ölümü haber verir. Camilerde su salası verilmekle, belediye hoparlörüyle, gazete ilanlarıyla,iletişim araçlarıyla duyurulur. Çoğu kimse ölmeden önce ise hoşuna gittiği veya sevdiği kimselere “Benim su salamı falan kimse versin” diye vasiyet eder.

2-Ölümden hemen sonra ölenin gözleri;çirkin ve korkunç gözükmesin diye veya gözü arkada kalmasın diye eli ile kapatılır. Çenesi bağlanır. Başı kıbleye çevrilir,vücut daha sıcakken ayakları yan yana getirilir. Ayak parmakları bağlanır.

Ayrıca yatağı değiştirilir. Kedi vs. girmesin diye pencereler kapatılır. Ölünün odası aydınlatılır. Baş ucunda Kuran-ı Kerim okunur.

3-Ölü şişmesin,kokmasın ve bir an önce toprağa kavuşur ve öte dünyaya bir an önce gidip hesap versin diye gömülmeye hazırlanır.

Ölü tecrübeli hocalar ve kişiler tarafından yıkanır. Eftal olanı evlatlarının yıkamasıdır ki bu bir sünnettir. Nadir de olsa bunu yapanlar vardır. Kadınları kadın erkekleri erkek yıkayıcılar yıkarlar.

Ölü teneşir denen bir masada yıkanır. Yıkarken, yıkayana yardım eden iki kişiyle komşulardan biri bulunur. ılık suyla yıkanır. Gusül abdesti aldırılır. Su kaçmasın, abdesti bozulmasın diye kulağına ve burnuna pamuk tıkanır.Varsa zaman zaman ölüye gül suyu, gül hatmi,gül kurusu, hacı yağı sürülür. Yıkama mekânı olarak evin uygun bir yeri veya şimdi cami gasilhaneleri kullanılmaktadır. Kurulamak için peştemal (önlük ) kullanılır.

Ölünün yıkanmasından sonra artan su ile ölenin çamaşırları da yıkanır. Ayrıca yıkayıcılar da ellerini yıkarlar.

Sonra kefenleme işlemine geçilir. Beyaz hassa veya kabut bezinden kefen denilen bir elbise hazırlanır. Ölünün baş ve ayakları hep bağlanır. Kadınlarda önce göğsü bezle bağlanır. Üzerine gömleği sarılır.Saçları gömlek üzerine çıkarılır. Kefen ölünün üzerine geçirilir. Kefene zemzem su dökülmesi adettendir.

Yakın zamana kadar erkek ve kadın ölü kefenlendikten sonra altındaki kilimle kapatılır,rahat taşınması için salacaya götürülür ve giderken düşmesin diye salacaya bağlanır. Şimdiler de ise kefenlenen ceset önce tabuta sonra da tabut salacaya konup bağlanmaktadır.

Salaca namazgâhlara omuzlarda taşınır ve namazgâhtaki musalla taşına konur. En kısa sürede secdesiz namaz yani cenaze namazı kılınır ve daha önce hazırlanmış mezarına defnedilir.

Götürülürken imâm: “Bu zatı nasıl bilirsiniz?” diye sorar. “İyi biliriz” denir. Ancak sesin azlığı ve çokluğundan ölen kişinin sevilen veya sevilmeyen kişi olduğu belli olur. Ancak hem erkek hem kadın ölü tabutunun üzerine önce camiden alınan yeşil bir örtü örtülür. Bu örtünün üstünde Arapça şehâdet yazılıdır. Kadınlarda tabutun baş kısmına yaşmak, erkeklerde ceket, palto, genç kız veya gelinse duvak örtülür. Eğer ölen resmi görevli ise tabuta bayrak asılır. Bu konudaki muzip bir kaynak kişi diyor ki; “ Kadın vefat ettiğinde erkeği: Acaba kiminle evleneceğim”? diye düşünürmüş. Ayrıca erkek öldüğünde tabutuna konan kavuk:“Evleneceğim.” diye sallanırmış. Cenazeye herkes katılabilir ve tabutu taşıyabilir. Yalnız kadınlar cenaze alayına katılmazlar.

Cenaze defnedilirken ölüyü mezara indirmede eftal olan; ölünün en yakınıdır. Sırasıyla önce aile bireyleri mezarın üzerine kürekle toprak atarlar. Toprağı atan küreği yere kor, bir diğeri alır.

Ölü mezara konduktan sonra taziyeyi kabul merasimi başlar. Ölü sahipleri mezarlık kapısında sıraya girerler. Cenazeye iştirak edenler de sıraya girerler ve ölü sahiplerine taziyelerine bildirirler. Genelde: Allah başka acı vermesin, geride kalanlara uzun ömür versin, bu acıyı unutturacak dert vermesin. Allah sabır versin, başınız sağ olsun, Allah cennetine nail eylesin gibi sözlerle taziyelerini bildirirler. Bazen yeni mezarın üzerinde yırtıcı hayvanlardan korumak için ateş yakıldığı görülmüştür. Ayrılan ayrılır ayrılmayanlar ölü sahipleriyle beraber ölü evine gelirler. Komşuların hazırladığı veya hazırlattığı yemekler ikram edilir. Kuran okunur ve ölü için dua edilir. Bazen de defin merasiminden sonra mahalle mescidine gelinir. Burada mahalle fakirleri de toplanır. Devir merasimi yapılır. Ölünün çocukluk yaşı çıkartılmak suretiyle ömrü hesaplanır. Ne kadar namaz, oruç, zekat gibi borçları varsa hesap edilir. Ortaya belli miktarda para konur. Bu para devre, oturan fakirlere, .........ın namazı için bunu aldın,kabul ettin mi? Diyerek dolaştırılır. Parayı alan herkes “Kabul ettim.” Der sonra Kuran okunur, dua edilir ve bu para fakirlere dağıtılır.

Mezar her gün ziyaret edilebilir. Ancak dinî günlerden bir gün önce mutlaka ziyaret edilir. Ölü sahipleri önce ölünün ilk perşembesi yakın dostlara can aşı denilen yemek verirler. Sonra ölünün 40. gününde, kimileri de 52. gününde “Ölü yemeği” verilir. Bu günlerde hatim indirilir veya mevlût okutturulur. Şerbet veya daha çok şeker ikram edilir. Kapalı mekânda tatlı verilir.

Yas süresi genelde kırk gündür. Kadınlar daha uzun süre yas tutar. Genelde kadınlar siyah elbiseyi tercih ederler. Karaları bağlamak deyimi bundandır. Erkeklerden saç ve sakallarını uzatanlar olur.

Ölünün kırkı çıkıncaya kadar, evlenme,sünnet gibi törenler ertelenir. İlk dinî bayram “yas bayramı” olarak kabul edilir. Ziyaretçilere kahve ve baklava ikram edilir. Yas hamamı adeti de vardır. ölü sahiplerin sinirleri yumuşasın diye yapılır. Yakın çevredekiler katılır. Taziye gelenlere yemek ikram edilir. Buna “can yemeği” denir. Ruha “can” da denir. Ruhun bedenin göğüs kafesinde bulunduğuna inanılır. Ölünce bedenden ayrıldığına ve bedeni terk eden ruhun bir süre evin çevresinde, dolaştığına inanılır. Kapı gıcırtısı, pencere çarpması gibi olaylar da, buna bağlanır.

Ölünün ruhunu memnun etmek için, Kuran okunur, yemek dağıtılır, vasiyeti yerine getirilir, sadaka verilir.

Ölümle ilgili dualar:

 

Allah gani gani rahmet eylesin.

Allah beden sağlığı versin.

Allah canını sağ etsin.

Allah gecinden versin.

Allah üç gün yatak, dördüncü gün ölmeyi nasib etsin

Emir büyük yerden

Gençlikte ölüm, kocalıkta zulüm vermesin

İki iyiliğin biri

İyi günlerde öldü.

Ölümle ilgili beddualar

 

Allah belânı, hoca selânı versin.

Allah canını alsın.

Boyun devrilsin.

Ciğerin belik belik gelsin.

Çenen çekilir inşallah.

Geberesice.

Gidişin olsun gelişin olmasın.

İnşallah seni teneşir paklar.

Ölmedi ki devrine otursam .

Kanın altına ılgıt ılgın akar, inşallah.

Ölün çıksın,ömrü kesilesice.

Yakasız gömlek giyesin.

Yıkayıcı hak etsin de ölü kabir kabir sürünsün.

Ölümle ilgili atasözleri

 

Can çıkmayınca huy çıkmaz.

Ecele çâre bulunmaz.

Eceli yeten ölür, hasta yatan ölmez.

Herkes kendi ölüsüne ağlar.

Öl, diril düşmanını bil.

Ölecek cana yatacak yer gerek.

Ölmüş eşek kurttan korkmaz.

Ölüm ile öç alınmaz.

Ölürse yer beğensin, kalırsa el beğensin.

Ölüye giden ağlar, düğüne giden oynar.

Ölümle ilgili deyimler

 

Ağzında bulunmak #9; #9;

Allah’a kavuşmak

Devrine oturmak.

Eceline susamak

Ecel teri dökmek #9; #9;

Kefen soyucusu

Öldürseler kanı akmaz

Ölen ile kim ölmüş?

Ölme eşeğim ölme, yonca bitecek

Ölmüş at arar, nalını sökmeye

Ölümden dönmek

Ölümden ötesi yok ya?

Ölüm dirim bizim için

Ölüm döşeğinde

Ölümle pençeleşmek

Ölümlü dünya

Ölümü göze almış

Ölünün körü

Ağıt:

Ağıt Çukuryurt’da evlenen Develi’li bir genç, köye geldiğinde ırmağa yıkanmaya girer,girdaba kapılır ve ölür. Ağıt annesi tarafından yakılmıştır.

Seherinen bir kuş öter

O da menendi menendi

Kanlı bahçayı görünce

O zaman gönlüm inandı

Develi’nin örenleri

Çağrışıyor ceylanları

Top top olmuş geliyor

Mustafa’mın yörenleri

Develi’nin sekisine

Çiçek ektim hepisine

Dolanır da gelir mi ola

Ağ Gelin’in kokusuna

İlâhî:

Âşık Seyrânî’nin; hayatın faniliğini ve ölümden kaçılamayacağı gerçeğini anlatan bir ilâhîsî:

Can ipini ten yününden

Saran kirman ular bir gün

Sulu yalçınlar önünden

ıklan bir gül solar bir gün

Gül dalın da diken yarar

Diken güle vermez zarar

Türap saçın baştan tarar

Saçlarını yolar bir gün

Dünya olur bir gün harap

Ne bülbül kalır ne gurap

Rızka sebep olan türap

Gözlerine dolar bir gün

Kudret koçunu koynuna

Katmış seyreder oynuna

Ecel kolların boynuna

Habersizce dolar bir gün

Acı tatlı yenmez olur

Yalan gerçek denmez olur

Taş çehr ile dönmez olur

Hep kesilir sular bir gün

Çal Seyrânî durma sazın

Hakk’a sen eyle niyazın

Sana secdesiz namazın

Kısmet olan bir gün

II. BÖLÜM

MEZAR TAŞLARI

Türk Mezartaşlarını, milli kültürümüzün nesiller boyu devam edegelmiş belgesidir. Onlar, halkın duygu ve düşüncelerini, sanat zevkin akisleridir. Örf ve adetlerimizi daha fazla aksettirirler.

Mezar taşları tarihli olmaları ile etnografik ve sanat eserleri için birer belge hüviyeti taşırlar.Ayrıca yazılı mezar taşları Türk’ün bu topraklarda yaşadığına , varlığını ebedileştirdiğine en canlı birer şahit ve aynı zaman da estetik ve etnografik kıymetli haiz vesikalardır. Bu itibarle şehir, kaza ve köy tarihleri hazırlanırken mezar taşları önemlidir

Kısaca, mezartaşları yapıldıkları çevrenin ve devrin inançlarının, adetlerin, sanat geleneklerinin tabiî, iktisadi ve sosyal şartlarının ortak ürünüdür. Bu bakımdan sanat tarihimiz için olduğu kadar, kültür tarihimiz yönünden de büyük önem taşımaktadır.

Develi ve köyleri mezartaşlarının büyük bir kısmı bu yönden önemlidir. Sanat ,işçilik, motif,resim,yazı sitili ve yapı bakımından fevkalede önem arzeder

Bugüne kadar Develi ve köyleri mezarlıkları üzerinde ciddî hiçbir çalışma yakın zamana kadar yapılmamıştır. Bir kaç dolaylı çalışma hariç. Şahsen 1971 yılından beri tuttuğumuz notlar yeniden gözden geçirilmiş,köyler tek tek gezilerek mezarlıklar üzerinde bilgiler toplanmış, fotoğraflanmış ve gerekli yerlerde çizimler krokiler yapılmıştır. Bu çalışmalardan ilk defa bizim doktora tezinde değerlendirilmiştir.

Biz bu araştırmamızda türbe sandukalarını, alanımız dışında olduğu için ele almadık.Şimdiye kadar Arap harfleriyle kitabesi olan 278 adet mezar taşını değerlendirmeye aldık.

Ancak tüm tarihi mezarlıklarımızın başına gelen yerleşim yerlerinin değişmesi, ilgisizlik, mezar taşlarının yapı malzemesi olarak kullanılması, yeni yol yapımları, göçler zamanın tahribi ve geçim zorlukları, antika merakı gibi sebepler, Develi ve köy mezarlarımızın bozulmasına, yok olmasına sebep olmakta ve önemini yitirmektedir.

Özellikle Zamantı havzasındaki köy mezarlıkları ile Yukarı Develi’deki mezarların her biri birer kültür belgeleridir. Yıllar içerisinde âşiret çatışmalarının yoğun olduğu Ayşepınar, Gümüşören (Fıraktın), Şahmelik, Şeyhli vb. köy mezarları gerçekten birer sanat eserleridir. Özellikle şahidelerde bulunan yazı çeşitleri ve merkezde ise şiirler aşağıda görülebileceği gibi son derece anlamlı ve önemlidir.

Ancak, hemen belirtelim ki; köy ve kaza mezarlarının genel görünüşü arasındaki büyük fark; mezarların tipleri, yapımı, taşları, süslemelerinde göstermektedir. Köylerde ilkel ve bakımsız ve korumasız mezarlara karşılık kaza merkezinde mezarlıkların etrafı çevrilidir. Yörede taşlar bol olduğu için mezarlar resimli, motifli ve süslemelidir. Özellikle süsleme bakımından Zamantı havzasındaki köyler ile Yukarı Develi’deki mezarlar belli bir ustalığa sahiptir: Bilhassa Ağalar Mezarlığı ile Abidler Mezarlığı ve Everekte’ki Tirem Mezarlığı.

Mekân olarak mezarlıklar; halen köylerde köy dışındadır. Ancak kaza merkezinde de önce mahalle dışında kurulmuşlar ve kazanın gelişmesi ile şimdilerde merkezde bulunan mezarlıklar ve özellikleri şunlardır:

A. Develi Mezarlıkları:

1-Yukarı Develi Mezarlıkları : En eski ve en geniş mezarlıkları buradadır.

a-Ağalar Mezarlığı: Develioğulları’nın Paşaağalar koluna mensup olanların mezarlığıdır.500-700m2’dir. İçerisinde yüze yakın mezar olup, biz bunlardan kitabesi okunabilen otuzüçünü tespit edebildik.

b-Mahbublar veya Uzunlulu Mezarlığı: Develioğullarının bir kısmı ile sonraları halkın da faydalandığı bir eski mezarlıktır.1000m2 üzerinde olup, içerisinde yüzelli adet mezar mevcuttur. Ancak kitabesi mevcut otuz iki mezar okuyabildik.

c-Abitler Mezarlığı : Şeyh Ümmi Zaviyesi bitişiğindeki mezarlıktır. Genelde Develi’yi Develioğullarından sonra bir müddet yöneten Abitlerin mezarlığıdır. 3000 m2 lik bir alana sahiptir. Ancak otuzdört m ezarı okuyabildiğimiz mezarlıkta yüzelliye yakın mezar mevcuttur.

d- Sivasî Hatun Camii Yanındaki Mezarlık: Tarihi özelliği kaybolduğu için bir kanaat belirtemiyoruz.

e-Garipler Mezarlığı: Develi’ye sonradan (XVIII asırdan sonra) gelen yörüklere ait mezarlık ki kaybolmak üzeredir.

f-Kopçullu Mezarlığı: Sona yolu üzerindedir. En geniş mezarlık burasıdır. Aşağı yukarı 100 yıllık ve halen kullanılan bir mezarlıktır. 10.000m2lik bir alana sahiptir. Yukarı Develi’nin en yeni mezarlığıdır.

B-Everek Mezarlıkları:

Everek kısmının en eski mezarlığı bugün yok olan ve Meteris Mahallesinde ki mezarlıktır. Âşık Seyrânî’nin mezarı da bu mezarlıkta idi. Seferberlikte bu mezarlık Tirem Mezarlığına nakledilmiştir.Nakil sırasında Seyrani’nin başı bir aile tarafından korunmaya alınmış fakat sonra kaybedilmiştir.

Everek kısmında bulunan mezarlıkları şunlardır:

a-Aygösteren Mezarlığı: Yukarı Develi’den Aşağı Everek’e ilk inenlerin mezarlığıdır. İlk inenlerin Abitler olduğu anlaşılıyor. 3000 m2lik bir alanı var. Halen kullanılmaktadır. Orijinal gördüğümüz dokuz mezarı aldık. Beşikli mezarlar yerlerini zaman zaman anıt mezar niteliğindeki mezarlara bırakmaktadır.

b-Tirem Mezarlığı: Meteris mezarlığı seferberlikte kaldırılınca bu mezarlığa nakledilmiştir. Bilhassa Develi yöneticilerinin ve eşrafının bulunduğu mezarlıktır. Develi’nin korunan en iyi mezarıdır. 3000 m2lik bir alanı vardır. üç yüze yakın orijinal mezar vardır.

c-Harman Mah. Mezarlığı: Develioğullarından 20. asır başlarındaki mezarlığı. Daha sonraları Develi belediye başkanları ile köylerden Develi’ye gelmiş kişilerin gömüldüğü küçük mezarlıktır. 1000 mlik bir alanı vardır. Halen kullanılmaktadır.

d-Yukarı Fenese Mezarlığı: Geniş bir mezarlık. Aşağı yukarı 60-70 yıllık bir mezarlık ki 5000 m2 lik bir alanı vardır. Dörtyüze yakın mezar mevcuttur.

e-Taşlık Mezarlığı: Genelde Develi’nin maruf ailelerinden Dedemenler ile Selâmlar ve Kapusuzoğullarının ağırlıklı olarak bulundukları mezarlıktır.

Bunlar yanında İlbe Mezarlığı, Aygörmez Mezarlığı ile Kızık yolu üzerinde yapılan mezarlıklar ise yeni mezarlıklardır.

Tesbit edebildiğimiz kadarıyla en eski mezarlık Hızır İlyas Tepesindeki Harzemli Mahmut oğlu Seyyid İmadeddin Mahmut’a aittir.1250 Diğer Mezarlardaki en eski tarih sırasına göre:1250. Ebce Köyü Mezarlığındadır:1613,Tarih sırasına göre:Uzunlu Mezarlığı 1617,Ağalar Mezarlığı:1637, Abidler Mezarlığı 1696, Taşlık Mezarlığı:1696, Soysallı Mezarlığı:1704, Tirem Mezarlığı:1722, Fıraktın Mezarlığı:1758,Aygösten Mezarlığı:1774,Harman Mah.Mezarlığı:1819, Yukarı Fenese Mezarlığı:1912. Mevcut mezarlıkların en eski tarihli şahitleridir.

20. Asrın çeyreğine kadar olan mezarlar Develi’de bulunan Taşlık’tan elde edilen ve kolay işlenen taştan yapılır. Şahide kısmına hece taşı denir. Hece taşında bazen değişik kavuk ve fes gibi kısımlar bulunur. Bunlar kişinin mevkiini belirlemede yardımcı olur. Hanım mezarlığında şahide kısmının üstü ovaldir ve bazen de süslüdür. Zengin veya saygın hanımların şahide kısımları bazen(iki adete rastlanmıştır) mermerdir. Bunlardan biri Develi’de görev yapan bir hakimin hanımıdır.(1920)

Şahide ve ayakucu taşlarının ortalama ölçüleri 40x15x20 cm’dir. Şahideler de şayet kişi yönetici veya zengin ise Ağa, tahsilli ise Efendi sıfatları kullanılmıştır. Kadın isimlerinden sonra ise ;Hatun ve ev hanımı sıfatı konmuştur.

Özellikle Ağalar Mezarlığı’nda bazı mezarlarda ölenin, baba yerine anne adıyla anılması önemlidir. Bunların Develioğullar’ından olan veya onların konaklarında yetişmiş görev almış fakat başka ailelerden biriyle evlenmiş olan kadınların olduğu tesbit edilmiştir. Başka ailelerle evlenen bu kadınlara konaklı adı verilmiştir. Böyle bir tavrı bir tür örf göstergesidir.

Zaman zaman bahçe içlerine ve cami hazinelerine de mezarlar yapıldığı tesbit edilmiştir. Bunlardan biri Tinem mezarlığı yanında, diğeri ise Everek’teki Ulu Cami hazinesindeki bani ve ailesine ait mezarlardır.

En karakteristik mezar taşları 18. asra kadar olan mezar taşlarıdır. 19. Asırda yabancı sanatların etkisi başlar. Sindelhöyük kasabası’nda Nebi Baba Türbesinin etrafındaki mezarlık XVI asra ait olduğunu tahmin ediyoruz ki bütün şahideler ve ayak ucu taşları bölge de cingi taş dediğimiz taştandır ve yazısıdır. Bir tane ayet parçası taşıyan bir mermere rastlanmıştır ki;Anadolu’da mermer kullanımı 16.asırda başlar.

Tipolojik olarak açık mezarlıklar da sanduka iki küçük çocuk mezarı görülür.

Süsleme özellikleri olarak, bitkisel motiflerden: selvi ve rumi, lotus,hususî motiflerden: bıçak,gürz, hançer, kervan ,kılıç Kur’an,ok, rahle,saldırma,tabanca ,testi, geometrik motiflerden:Çizgisel desenler ile değişik rozetler, hemen dikkati çeker. Ayrıca fes,kavuk gibi etnografik malzeme biçimleri de şahideler de bulunmaktadır.

Şu hususu hemen belirtelim ki:Ahlat, Bitlis,Muş hattındaki mezar taşlarında görülen motif ve resimler Develi tarihî mezarlarındakilerle aynıdır. Bu mezarlıklar da kullanılan hayvan resimleri ve sair damgalar, eşyalar Orta Asya’daki göçebe Türk boylarının kullandıkları motiflerdir. Bu motifler mezarların hem süsünü, hem de ölen şahsın cinsini , hayatını ve mesleğini göstermektedir. Kalkan, kılıç, çeşitli tabanca ve tüfekler vb.;gençliği,yiğitliği, Kur’an, tesbih, rahle; müderris veya din adamı olduğuna işaret eder. Kadın mezarlarında ki iğne,kirkit,oklava ise;kadının hünerini gösterir.

Develi ve civarında tarihî mezarlıklar daki mezarları biçim bakımından üçe ayırabiliriz: Sade, beşikli ve nadir olarak sanduka biçimi. Anıt mezarlar ise son on beş yıl içerisinde gelişme göstermiştir. Şimdilerde ise sahibi olmayan tarihî mezarlar, kaza nüfusunun artması sebebiyle şuursuzca; ortadan kaldırılıp yerine mermer kitabeli aile kabristanları yapılmaktadır. Kayseri merkezinde bir ara moda olan oymalı ve fotoğraflı şahideler Develi mezarlıklarında yoktur. Şehit mezatları ise bayraklıdır.

Kitabeler Ah mine’lmevt ve Hüve’l bakî ile başlamaktadır. Saygın kişilerde bazen ayetler yer almakta, ölenin adı, nâmı ve görevi belirtildikten sonra rûhuçün fatiha denilmekte ve arkasından da ölüm tarihi verilmektedir.

Harf inkılâbından sonra(1928), Lâtin harfleri kullanılmıştır. Ayakucu şahideleri Arap harfli olan mezarların ayak ucu taşına bazen Lâtin harfli kitabeler de eklenmektedir.

1930’lardan sonra; önceki mezar taşlarına zaman zaman gördüğümüz ayetler, mersiyeler ve tarih düşürmeler dualar yerini;ölüm sebeplerini ve dünyanın ölümlü, gerçek hayatın ahiret hayatı oluşunu, bu sebeble ölünün fatihaya muhtaç olduğunu vurgulayan şiirlere bırakmıştır. Bu şiirler ölen kişinin mensubu olduğu ailenin ve dolayısıyla o bölgenin dünya görüşünü belirtmesi bakımından son derece anlamlıdır. Bu bakımdan Tirem mezarlı önemlidir.

Folklor bakımından ve edebî bakımdan da önemli olan bu güzelliklerden bazı örnekler vermek faydalı olacaktır.

a- Fatiha Bekleyenler

1- Allah kalır her şey gider

Temiz yaşa olma keder

Sindelhöyük’lü Mehmet Çavuş

Bir fatiha talep eder

Ö.1954

2- Allah kalır her şey gider

Temiz yaşa olma heder

İslamoğlu Mahmut Ağa

Bir Fatiha talep eder.

b-Hayat Hikayesi Anlatanlar

3-Kabadayı nüktedan iyi bir ozan

Hayatında çalışmadan kurdu düzen

27 defa cezâevine çizik çizen

Umulmadık bir anda dünyadan sızan

Rûhuna fatihâ Kâzım Kozan

D.T. 1914 Ö.1974

Seyrânî’nin şiirlerini ilk defa derleyip kitaplaştıran Hazım Ulusoy’un kitabesi ki amcazâdesi Ahmet Sırrı Ulusoy tarafından yazılmıştır.

4- Zair Şürûhu saliha -

Candan oku bir fatiha

Hazım Ulusoy yok, yatan

Üstad-ı evlâd-ı vatan

Evlâd u ıyal endişesi

Yoktur bu irfân güneşi

Tenvir ederdi yurdunu

Yıllarca yaydı nûrunu

Seyrânî’nin eşârını

Yaydı diriltti eş’arını

Bilgin derin düşünceli

Yüksek temiz her emeli

Ahlakı hali güzel

Ayîne-i pâk-i güzel

Eyvah ecel attı yere

Yanmaz mı dil cevhere

Borçdur bize hürmetle yad

Yarabbi rûhun eyle şâd

 

Dillerde yâd-ı sermedi

Beyler çıkıp tarih dedi

Hazım Ulusoy gitti âh

Cennet makam eyle ilâh

D.Hicri: 1299/1881

Ö.Rûmi : 1364/1944

c- Dua bekleyenler

5- Ziyarette murat olan duadır

Bugün bana ise yarın sanadır.

H.Salih Samatlı ruhuna fatiha D.1901-1972

6- Yılların üstünde olsa şâhika

Akıbet gitmek mukadder Hâlık’a

Bir emanettir bu hayat neşesi

Gönder üç ihlas ile bir fâtiha

Tercanlı Mehmet Oğlu Hüsnü (1888-1946)

7- Dindaş buraya düşerse yolunuz

Fatiha okuyup sevap bulunuz

Selânikli Ayşe Günay (1875-1950)

8- Rabbim süalim eylesün âsân

Makamım Cennet ey olayım emin

Fatihâ mtlûb ediyor El-Hacı Ali Bin Hasan

d- Dünyanın yalancılığını belirtenler

9- Mal sahibi mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi

Mal da yalan mülk te yalan

Birazcık da sen oyalan

Ayşe Türkaslan (1924-1995)

10- İnsan insana yük değil

Bu dünya kimseye mülk değil

e- Tarikatını belirtenler

11-Yâ Hazret-i Mevlânâ, Mustafa bin Fevzi (1298/1880)

f-Mevkini ve Nasıl Öldüğünü Anlatanlar

12- Bir derde mübtelâ oldum bir çâresizim

Eremedim devâsın ne olduğun bilmedim

İçtim ecel şerbetini genç yaşımda kocadım

İsmim Kâzım Hacıoğlu fatihâya muhtacım

(1879-1931)

13- Hüve’l hallaku’l-bâkî, jandarma takım kumandanlığında vatanı için şehit olan Kozanlı merhûm Celâlettin Efendi’nin ruhuna fatiha,

Sene: 1343/1924

14-Muradına eremeden gidecek gibi birden soldun

Nişanlısın göremeden bu taze ten harap oldu

Ey genç yavrum güzel Osman Ak vereme oldun kurban

Her eşyaya derin bakan gözlerine toprak doldu.

Burada yatan Fatma-Osman fatihalarla anılsın her an

g-Yaptıklarını ve Önemini Anlatanlar:

15-Kamberli Osman Yaşar Özdemir rûhuna fatiha 1860-1930

Kuvây-i milliyenin Everek ufuklarına saçtığı nûr hakikatını kucaklayan Kamberlizâde Osman Bey’dir. Kuvay-ı milliyenin ilk fermanları bu zattadır. Cümleden evvel meydan-ı harbi kabûle, düşmana ateş açan yine bu zattır.

Rumlu nahiyesini (Bakırdağ) kurtararak şanlı bayrağımızı buralarda tekrar dalgalandırmıştır.

Haçin’de Ermenilere hücum ve kuvve-i kahirey-i milliyeyi ispat eden yine bu zattır.

Mevlâ rahmet eyleye

h- Kaç Yaşında Öldüğünü Anlatanlar

16-Yirmikinci hayatının sâlinde, baharı fayda dûçâr türâb olan Yüzbaşı Ali Efendi’nin nûr-ı dide kerimesi Sadıka Hanım ruhûçün fatihâ, Sene 1228/1813

Görüldüğü gibi mezarlıklar, yaşayan ve yaşamak isteyen bir medenî milletin tarih ve hatıralarına bağlılığının, saygısının tecelli ettiği bir yerdir.

O halde mezarlarımıza bir de bu gözle bakalım, öğrenecek çok şeylerimizin olduğunu görürüz.

Bu limandan demir alanlara binlerce rahmet...

 

 

 

 

 

 

Aygösten Mezarlığı

 

 

 

 

 

 

Hızıl İlyas Tepesinde Seyid İmamettin Mahmud’un

Tek Parça Mezar Taşı. Ö.15 Şevval. 649/1252

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yukarı Develi’de tarihsiz bir mezar Tirem Mezarlığı

 

 

 

 

 

 

 

Abitler Mezarlığı. Ebubekir Ağa 9; Uzunlu Mezarlığı. Abdulkadir Ef. 9; 9; Ö.1105/-1689 1033/1617

 

 

 

 

 

 

Aygösten Mezarlığı Abidin Hüseyin #9; 1899 ve zevcesi Ayşe 1878

 

 

 

 

 

 

 

 

Tirem Mezarlığı. Şair Ali Celalettin Efendi Aygösten Mezarlığı’nda

1904 ve kardeşi Fevzi Efendi 1903 Bir beşikli mezar 1955

 

 

 

Taşlık Mezarlığı. Bir çocuk mezarı #9; #9; Harman Mah. Bir anıt mezar

Kamberli Osman Yaşar Özdemir

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DEVELİ MEZARTAŞLARI, ÖLÇÜLERİ VE SÜSLEMELERİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çizen :Ahmet Sıvacı

.