![]() |
15.30-15.45 Selim Özlen* |
![]() |
| . |
DEVEL İDEN FIKRALARESK İ AMERİKACILAREfendim şimdi nasıl Almanyacılar varsa evvelden de Amerikalılar vardı. Develiden Amerikaya 1nci Dünya Harbi sonralarına doğru olmuştur. Develiden Amerikaya gidenler bir haylidir. Yeni gidenler hiç lisan bilmiyorlar, okumalar ı da yok. Arkadaşları ile birlikte bekar hanları varmış orada. Yerler ve yatarlarmış. Bir gün arkadaşlarının canı bulgur pilavı istemiş.-Mehmet, git bir tencere al, demi şler.O da gitmi ş ama tencere demeyi beceremez. Asan bulamaz. Gelirken bir yerde (çöplükte) iki kulplu ağzı tencereye benzer bir emaye bulur. Alır getirir,getirir. Katığını içine korlar. Ateşin üstünde pişmeye bırakılır. Oradan geçen yerli halkı bunlara bakar. Bizimkilerden içlerinden biri kendilerine bakanlara seslenir:-Yahu siz hiç insan görmediniz mi? der. Onlar da: -Biz size bakm ıyoruz ki. Şu çocuk lâzımlığında ne yapıyorsunuz? diye merak ediyoruz, demişler.A ĞANIN UŞAĞIEfendim, eski a ğalardan biri evdeki uşağına der ki:-O ğlum bana bir tazı bul, bu hafta pazar günü ava gideceğim, der. Uşak:-Peki efendim ben size taz ı bulacağım, der ve aramaya başlar, nihayet bulur. Bulduğu bir koyun köpeğini alır ağaya getirir.Ağa:-O ğlum bu getirdiğin koyun köpeği, der. Uşak da der ki:-Meraklanma a ğam. Senin kapında bu köpek pazara kadar tazıya döner.(BERBER AKBA Ş )OSMAN ZEK İBizim Develinin eski berber ustalarından meşhur Akbaş diye bilinen birisi vardı. Son derece muzip biri. Bir gün k ışın yoğun olduğu zaman dükkanda iki arkadaş oturuyorlarmış. Arkadaşına Akbaş:-Bir 50 kuru şumuz olsa da bir bayram etsek diye hayallemiş. O zaman 50 kuruşa güzel bir alem sofrası kurulurdu. Beledeye başkanı da. Atiyenin Havıza imiş Beraber muhabbet ederlermiş.Bunlar ı hayal ederken bir perişan müşteri dükkana girmiş. Hemen Akbaş: Buyrun, diye koltuğa oturtmuş. Derhal eline usturayı alıp, ustura kayışına sürmeye başlamış ve belediye tıraşı 50 kuruş etdi, diye müşteriye laf atmaya başlamış. Halbuki tıraş 5 kuruş imiş, adam da betbeniz atmış, belli ki elli kuruş da parası yok Adam tıraş olmuş, keseyi avcunun içine boşaltmış, sayıyormuş, 36 kuruşu var. Keseyi dükkanın ortasına attığı gibi kapmış.Akba ş müşterinin arkasından dışarı çıkmış, muzipçe :Yakalayın o namussuzu diye kıs kıs gülüyormuş..SAKLAMBAÇ Kör Haf ız, diye bir vardı. İki gözü hiç görmezdi. Fakat kendisi çilingirdi, kapı anahtarı yapardı. Hatta Ziraat Bankasının kasası bozulmuş, anahtar uydurarak açmıştı.Kör Haf ız bir gün evinde hanımı ile saklambaç oynamışlar. Önce gözleri gören hanımı saklanmış ama Kör Hafız hanımını hemen bulmuş. Bu sefer Hafıza saklanıyor ama Kör Hafızı bir türlü bulamıyor. Meğer Hafıza kilerin ortasındaki direkten tırmanıp arıstaktan tutuyormuş.AL İ DAYIAli Dayı seferberlikte asker imiş. Acemi askerken çavuşlar işi gücü hep bunun üzerine yıkarlar ve bitlerini de ona kırdırırlarmış. Yani angariye işleri hep buna yaptırırlarmış. Ali day ının Çanakkaleye görevi çıkmış. Bölüğündekiler:-Ali seni gayri angariye i şlere göndermeyeceğiz, demişler.Ali day ı da gayet rahat söyleniyormuş:-Ö ğleyse ben de bundan sonra karavanaya işemeyim.ÇÖKELEK DERLER B İR ZATI MUHTEREMGeçmiş zaman içinde Kayseri sancağında Mutasarrıf Paşa bir toplantı yapar.Kazalardan gelen encümen üyeleri ile. Develiden temsilci olarak Develioğullarından Müsellim Ağa katılır. Mevsimlerden ilkbahard ır. Mutasarrıf Paşa gelen encümen üyelerine sorar:-Sizin oralarda turfanda ne yeti şti?Toplant ıda bulunan üyelerin hepsi meyveden, sebzeden turfanda olarak ne yetişti ise bir bir söylerler, memleketlerinden söylerler. Sıra Müsellim Ağaya gelir.Vali Paşa:-Müsellim Ağa sen de söyle bakalım. Develide turfanda olarak ne yetişti, diye sorar.Müsellim Ağa da Mutasarrrıf Paşaya şöyle cevap verir:-Vali Pa şa! Kardan arı, lezzetten beri yerken katli vuku bulan çökelek derler bir zat-ı muhterem yetişti, der.AGOPUN DÜ ĞÜNÜNÜ YAPMADAN GELMEYİN1917 y ıında Malum, Rusyada Çarlık yıkılmış yerine S.S.C.B kurulmuş.O yıllarda Develide oturan açık göz Ermeniler oradan yer kapayım diye Rusyaya akın akın göç etmişler.Develi Ermenileri Rusyaya varınca çok baskılı bir uygulama ile karşılaşmışlar.Bunları domuz ahırlarına, pancar tarlalarına sürmüşler.Çalışma yoğun, baskı çok.Gittiklerine çok pi şman olan Ermeniler, Develide kalan Ermenileri Rusyaya gelmemeleri için uyarmak istemişler.Mektuplar sansürden geçiyor.Mektupla alenen gelmeyin diyemiyorlar. Ama Develiye bir haber ulaştırma çabaları var.Düşünmüş taşınmışlar ve şöyle bir anlamlı mektup yazmışlar:Aman ha aman Hacı Nişan.Burası güllük gülüstanlık bir memleket. Biz burada çok iyiyiz.Buraya gelmek istiyorsunuz, yalnız Agopun düğününü yapmadan gelmeyin.Agob ise daha bebek, beşikte belleniyormuş.Lafın kısası hiç gelmeyin dedikleri yer. |
. |
![]() |
![]() |