|
‘’Milletlerin
İlmen ve Fennen Terakki Etmeleri,
Ancak
Yetiştirmiş Olduğu İlim Adamları İle
Mümkündür.’’
BÜYÜK İSLAM ALİMİ, İSLAM TARİHİ
YAZARI,
ŞAİR VE MUTASAVVIF MERHUM,
HEMŞEHRİMİZ

MUSTAFA
ASIM KÖKSAL
(1329/1913 – 1998)
Vefatının 6. yıl dönümü
Anısına
(28 Kasım 2004 Anma Günü)
Diyanet
İşleri Başkanlığı Üst Kurullarında Görev Alan
İslam Tarihi Eseriyle 1983 Yılında Pakistan
milletlerarası Siret Ödüllü, 1995 Yılında Türkiye
Yazarlar Birliği Tarafından Yılın Kültür Adamı
Seçilen Kamil-i İnsan...
Mustafa Asım KÖKSAL
Kısaca
KİMDİR?
Hemşerisi
olmakla şeref duyduğum büyük insanın karşısında
minnet ve hürmet hisleriyle yazılan bu kısacık
tanıtım, irfanıyla, ilmiyle, İslam alemine
bıraktığı kitaplarıyla bir sayfaya elbette
sığmayacak kadar büyük İslam Alimi MUSTAFA ASIM
KÖKSAL;
5 Eylül
1329/1913 tarihinde Develi ilçesi
Abdülbaki Mahallesinde doğdu. Babası Hafız
Mehmed Edip Efendi, Annesi Döne Hanımdır. Çocukluk
yılları savaşlar ve bunların doğurduğu ekonomik
sıkıntılar içinde geçer 1.Dünya savaşı ve Kurtuluş
savaşı, bütün Türkiye’de olduğu gibi Develi’de de
maddi-manevi sancılara yol açmış bu sebeple babası
Mehmed Edip Efendi 1914 yılında çalışmak
amacıyla Arjantin’e gider, uzun süren
savaşlar nedeniyle tam 22 yıl dönemez. Gençlik
yıllarında babasını hiç görmeden büyüyen M.Asım
KÖKSAL İlk öğrenimini Develi Merkez Numune Erkek
Mektebinde “aliyyül ala” derecede şahadetname
alır. Sonra Kayseri Lisesi Leyli-Meccani
imtihanına girer ve kazanır ancak fakirlik
belgesini bir gün içerisinde getiremediğinden
Kayseri Lisesine girme hakkını kaybeder. Erzurum
Askeri Lisesi Leyli-Meccani imtihanına katılır. Bu
imtihanı da kazanmasına rağmen kendisine mahalli
taliplerin alınacağı söylenir. Böylece resmi
tahsilden ümidini kesince Kayseri ulemasından
Develi Müftüsü Merhum İzzet Efendi’den 1933 yılına
kadar medrese usulüne göre bir nevi ilimlere giriş
mahiyetinde “Mukaddimat-ı ulum” tahsil eder.
Ezberlercesine okuduğu Safahat’tan etkilenerek
1927’de dini manzumeler yazmaya başlar. 1928
yılında Develi Ticaret ve Sanayi Odası
Başkatipliğine tayin olur. Bu odanın kapanmasına
yakın bir tarihte 1930 yılında ayrılır.
1927-1933
yılları arasında Mısır’a gitmeyi ve El-Ezher’de
okumayı çok arzular ancak muvaffak olamaz. 1935
yılında Babası Arjantin’den döner ve kısa zaman
sonra yüksek tansiyon hastası Mehmed Edip Efendi
vefat eder. 1936 yılında Mısır’dan yurdumuza
dönen M.Akif ERSOY’un gelişine çok sevinir,
ancak Türkiye’ye döndüğünde zaten hasta olan
AKİF, gazetecilere “eğer Allah nasip eder de
kurtulursam Peygamberimizin hayatını
“Haccetü’l Veda” adlı bir eserle
nazmedeceğim” diye beyanat vermiş fakat
Hakkın rahmetine kavuşunca Akif’in bu son emelini
M.Asım KÖKSAL kendisi gerçekleştirerek ilk
baskısı 1944 de yapılan manzum bir siret
“Peygamberimiz” Adlı eser
yayımlanır.
1933 Senesinde
Ankara’ya gelerek Diyanet İşleri Reisliği
tarafından açılan 1400 kuruş maaşlı kitabet
müsabaka imtihanına 35 kişi ile birlikte katılır
ve birinci olarak Memuriyete tayin edilir.
İlk Diyanet Reisi Rifat BÖREKÇİ’nin 1941 de
vefatı üzerine Ord.Prof. Şerafeddin YALTKAYA 1
Ocak 1942 de Diyanet Reisliğine tayin edilir Henüz
çok genç olmasına rağmen M.Asım KÖKSAL’ın bilgi,
zeka ve anlayışını göreve geldiğinden itibaren
takdir eden Şerafeddin YALTKAYA, zorda kaldığı
bazı meselelerde M.Asım KÖKSAL’a danışmış,
kendisine karşı büyük bir yakınlık göstermiş ve
aralarında daima olumlu bir iletişim olmuştur.
Diyanet İşlerinde 31 Yıl boyunca
sırasıyla; Sicil Şefliği, Yazı İşleri Müdürlüğü,
Yayın Müdürlüğü, Hayrat Hademesi işleri Müdürlüğü,
Zat İşleri Müdür vekilliği ve en sonunda da
Müşavere ve Dini Eserleri İnceleme Kurulu Aza Baş
muavinliği vazifelerinde bulunarak, 1964 yılında
emekli olduğu vefatına kadar 34 sene boyunca
eserlerini en başta (18 Ciltlik) İslam
tarihini yazabilmek için bir nevi uzlete çekilmiş
evine kapanıp hayatının bu en önemli safhalarından
birine damgasını vuran şey Özellikle “İslam
Tarihi” çalışması olmuştur.
(Diyanet
İşlerindeki olumlu-olumsuz hatıralarından kısa
not)
1950 li
yıllarda Diyanet İşleri adına radyodan her hafta
dini ve ahlaki konuşmalar yapılması
kararlaştırılır ve bunları hazırlamak vazifesi
M.Asım KÖKSAL’a verilir bu konuşmalar “Dini ve
Ahlaki Sohbetler” adıyla kitap olarak da
yayımlanmıştır.
1955 yılında
bir Amerikalı Avukat Rulon S.Howelles adlı
bir kişi, İslam dini ve Hıristiyanlığın esasını
teşkil eden meseleler üzerinde Müslümanların
düşüncelerini öğrenmek ve bir kitap yazmak
maksadıyla İslam memleketlerine ve bu arada
Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığına 23 adet
sual gönderir. Bu soruları cevaplama vazifesi
M.Asım KÖKSAL’a verilir. Bunun üzerine kendisini
birkaç ay boyunca Diyanet İşlerinin Kütüphanesine
çekilerek bu soruların cevaplandırılmasıyla meşgul
olur. Bu soruları en veciz ve en sade bir şekilde
cevaplamak için uzun vakitler harcar. Nihayet
bitirir ve kitapçığı basılmak üzere teslim eder.
Bir müddet sonra kitapçık neşredilir. Üzerinde
“Müşavere ve Dini Eserleri İnceleme Heyetince”
hazırlandığı yazılıdır. M.Asım KÖKSAL bunu görünce
hayretlere düşer, sorulara cevapların hazırlanması
sırasında çalışmaları yakından takip eden zata
neden kitabın yazarı olarak kendisinin
gösterilmeyip Müşavere ve Dini Eserleri İnceleme
Heyetinin gösterildiğini sorar. Cevap çok
şaşırtıcıdır: “Ee bunu biz yazdık da ondan” M.Asım
KÖKSAL “Yahu siz benimle dalgamı
geciyorsunuz ? Sualine “ne münasebet”
karşılığını alır. Peki o zaman ben kaç aydır
kütüphanede sabahtan akşama kadar ne yapıyordum?
Sorusuna karşı aldığı cevap ise ibretlere ve
hayretlere şayandır. “Sahi, ne yapıyordun sen
orada!” bu seviyesiz ve şahsiyetsiz karşılıklardan
sonra oradan ayrılır.
CAETANİ’NİN
İSLAM TARİHİ’NE REDDİYE
M.Asım KÖKSAL;
İtalyan Caetani’nin iftira, hakaret ve ilmi
hıyanetlerini çürütmeye ve reddetmeye bu minval
üzere altı ay kadar çalışır, ancak çok
hassas bir bünyesi bulunduğundan böyle mukaddes
bildiği her şeye en ağır tahriklerde bulunan bir
kitabın iddialarıyla uğraşmak sonucunda çok
zayıflamış, hatta kemerinde sıkacak delik
kalmamış, ne iştahı, ne huzuru nede uykusu
kalmıştır. Sıhhatinin bozulduğu düşüncesiyle bir
ara bırakmak ister ancak, “Bu cepheden kaçmak
gibidir, madem öyle, ölürsem bu yolda öleyim”
diyerek Reddiye’yi hazırlama vazifesine tekrar
sarılır. Gece gündüz çalışmakla geçen beş
yıldan sonra Reddiyenin müsveddesi biter. Ancak
kitabı yazmaya başladığı zamanlarda sağlığı iyice
bozulmuş çok ağır bir şekilde hastalanmıştır.
Muayeneye gelen doktorlar “yüzde on yaşar”
demektedirler. Eserin müsveddesi ise kendi tabiri
ile örümcek ağı gibi son derece karışıktır.
Kitabın tebyizini kendisinden başkasının
yapma imkanı yoktur. Allah’ın lutfu ve duasının
kabulü ile gayrı tabii bir süratte iyileşip ayağa
kalkan M.Asım KÖKSAL, eserini daktilo eder. Beş
yüz sayfa tutan bu eseri Diyanet İşlerinin
Müşavere ve Dini Eserleri İnceleme Kurulu’na arz
eder. Müşavere Heyetinden bazıları tarafından ilim
haysiyetine sığmayan yakışıksız teklif
yapılır. “Sende bizimle beraber yazmış ol”
şeklindeki ikinci bir tekliften sonra M.Asım
KÖKSAL bunun üzerine eserini alarak
uzaklaşır.
Diyanet İşleri
Başkanlığına Merhum Ömer Nasuhi BİLMEN gelince
Reddiye’yi tekrar Müşavere kurulunun
tetkikine sunar ve “Bu dairenin böyle kitaplar
basması lazımdır” der. Reddiye aynı zamanda
Caetani Tarihine istinad eden neşriyata bir cevap
teşkil edeceği cihetle, Başkanlık yayınları
arasında yer alması ve yayımlanması için
sıraya koyulan Reddiye bu seferde sıra
gelmediğinden dolayı bir türlü basılamaz. M.Asım
KÖKSAL eserini buradan alıp kendisi bastırmağa
kararını verir, Emekli Albay Afşin beyin maddi
yardımıyla ve basım evininde kolaylık
göstermesiyle 1961 yılında Reddiye
yayımlanır.
Evlilikleri: 1936 yılında evlendiği
ilk zevcesi Neşadet hanımdan
(Mehmet,Perihan,Selma) üç çocuğu olur ve
1951 yılında vefat eder, İkinci evliliğini
ise Şadan hanımla yapar ve bu evlilikten
(Sema,Salih,Selim,Betül) dört evladı daha olur.
M.Asım KÖKSAL askerliğini 1938 de Dersim isyanını
bastırmak için gönderilen kuvvetler arasında
tamamlar. 2 Kasım 1938 de terhis olur ve ailesini
alarak Ankara’ya döner.
Şiir
çalışmalarının ilk meyvesi olarak ve kendi ifadesi
ile manzum bir ilmihal olan “Armağan
” 1939 yılında yayımlanır. 1946 yılında dini
manzumelerden oluşan “Ezanlar” ve
“Gençlere Din Kılavuzu” bu kitap, zamanın
ilmihal anlayışı ve geleneğinde büyük bir yenilik
meydana getirmiştir. Bu eserin daha
sonraları müteaddit baskıları yapılmış ve sonradan
genişleterek yayımlayacağı “İslam İlmihali”
adlı eserin de temel çatısını bu kitap
oluşturmuştur.
“Dört başı
mamur” diye dilinden düşürmediği, nefsinin
terbiyesinde de önemli rolü olan İskilipli İbrahim
Edhem Efendi’den 12 sene ders görerek icazet aldı.
Ancak, salahiyet ve hilafet nameye rağmen bir
tekke şeyhi gibi davranmayı tercih
etmemiştir.
Mahmut
Sami RAMAZANOĞLU (ks.) (1892-1984) Nakşi yolunun
büyük pirlerinden Sami Efendi ile arasında çok
özel bir rabıta ve kalbi bir bağ mevcuttu. Sami
Efendi İslam tarihinin 1.cildini sohbetlerinde
ihvanına okumuş ve bu eseri herkese okumalarını
tavsiye etmiş, Sami Efendinin halefi merhum Musa
TOPBAŞ sohbet esnasında meclise M.Asım KÖKSAL’ın
geldiğini görünce “su geldi teyemmüm
bozuldu” der ve kendi kitabından okumasını
ister. Bunun üzerine o da kendi kitabından
bir bahis okurlar.
İslam
Tarihi kitabı Yazarlar Birliği yönetim
kurulunun kararı ve teklifi ile
Siretünnebi Yarışmasına katılarak
Pakistan İslamabad’da 18 Aralık 1983
tarihinde 9.ncu milletlerarası Siret
Kongresinde birinci geldiğinden Federal Meclis
binasında tertiplenen toplantıda M.Asım
KÖKSAL Pakistan Devlet Başkanı Ziya-ül Hak
tarafından ödüllendirilir.
M.Asım KÖKSAL
İslam tarihi alanında yaptığı çalışmalar ve
kültürümüze kazandırdığı ölümsüz eserler
sebebiyle, Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı
tarafından 1995 Yılının Kültür adamı
seçildi. 1996 yılında, Kültür Bakanı tarafından
gönderilen bir belge ile, “Kültür ve Sanat
Büyük Ödülü”ne layık görüldüğü
belirtiliyordu.
Osmanlı’dan
günümüze miras kalan İslam-i ilim geleneğinin son
temsilcilerindendir. Yüksek seviyede mektep
tahsilini görmeden diğer İslam büyükleri
tarafından “Profesör” olarak hitap edilen, medrese
eğitimi ile büyük ölçüde kendi kendini
yetiştirerek ilim alanında büyük mesafeler kat
etmiş, ortaya dünya çapında itibar gören (28 adet
basılmış kitap, 10 adet ise basılmamış) eserler
bırakmıştır.
Özellikle
Resulullah (sav)in hayatı ve siret’inde odaklanan
ve derece derece İslam tarihi sahası ve diğer
İslam-i ilimleri de kuşatan bu ilmi çaba haricinde
31 sene süren ilk Diyanet İşleri Reisinden
itibaren çok önemli şahsiyet tanımış, Ayrıca
insanları manevi yönden eğitmeyi sağlayan bir
kurum olarak tasavvufi intisabı sayesinde, son
devrin örnek alınabilecek bir şahsiyetin yirminci
yüzyılda yaşamış kamil-i insan. Nihayet 85
yıllık hizmet, fazilet ve ilim dolu bir büyük ömür
28 Kasım 1998 tarihinde sona erdi. Şimdi o
Abdülhakim Arvasi Efendi’nin de medfun bulunduğu
Bağlum Kabristanı’nda istirahatına çekildi. Ruhun
Şad olsun AMİN
Yazan
Mehmet
BAYKAN
Develililer
Derneği
Genel
Sekreteri
mbaykan38@mynet.com
Kaynak
M.Asım KÖKSAL Hayatı ve
Hatıraları
A.Cüneyd KÖKSAL-Kasım, 2000
|