15.30-15.45 Mehmet ÇAYIRDAĞ*
.

DEVELİ ULU CÂMİİ MİNBERİ

Anadolu'da XII-XIV. asır, Selçuklu ve beylikler devri camilerinde bulunan, üstün sanat değerlerini haiz ahşap minberlerden birisi de, Hicri 680, Miladî 1281 yılında Develi'de inşa edilmiş olan Ulu Camii (Cami-i Kebir) minberidir. Minber,1933 yılına kadar bu camiide faal ve sağlam vaziyette bulunuyordu. O sene Kayseri Müzesi Memuru Nuh Mehmet Bey, Develi'deki bazı şahısların da teşviki ile minberi Müzeye nakletmek üzere Vilayet ve Develi Kaymakamlığı kanalı ile teşebbüse geçmiştir. Ancak, bu teşebbüsüne Camii vazifelileri ve cemaat, önce karşı çıkmışlar .camii kilitleyip anahtarını vermek istememişlerdir. Bunun üzerine, kapı kilit yerinden testere ile kesilmeğe başlanınca (kesik bugün de görülmektedir) anahtar getirilip teslim edilmiş ve kapı açılarak camiiye girilmiştir .Bundan sonra minber çok fena şekilde kırılarak sökülmüş ve yedi(?) parçaya ayrılarak. Develi Kaymakamlığı’nın aşağıdaki yazısı ile Müze Memuruna teslim edilmiştir:

T.C.

Develi Kaymakamlığı Tahrirat Kalemi

Sayı: 1267

Öz: Develiden gönderilen asar-ı atika hk.

1- Develi Namazgah ve Camii Kebiri’nde bulunan asar-ı atikadan bazı eşyayı Kayseri Müzesine nakletmek üzere, memuren izam buyurulan Müze Memuru Nuh Mehmet Bey’e aşağıda evsaf ve parçaları yazılı üç kalem asar-ı atikanın 23.9.933 tarihinde teslimen gönderildiği vüsulünün iş'arına müsaadeleri,

2- Hâlen vakit namazları kılınmakta olan bu camiden sökülerek gönderilmiş olan minberin yerine taştan bir minber yapılmasına ve halının yerine de daha büyük bir halının alınarak gönderilmesine emir ve delaletlerini arz ve istirham ederim efendim.

25/9/933

Develi Kaymakamı V .

(imza)

Adet Parça

1 7 Ceviz tahtasından oymalı yazı ve çiçekli minber ve minber kapısı

1 1 Mihraplı eski halı (ortası delik ve kenarları yırtık)

1 2 Beyaz mermerden kabartma yazı ve çiçekli mezar taşı (kapak)

Aynı kaymakamlık yine Kayseri Valiliği’ne yazdığı 24.10.1933 gün ve 1267 sayılı yazısında, Camii’den götürülen çok kıymetli eşyaların Müzeye vaz edildiğine dair cevabî bir yazının alınamadığını belirtiyordu.

Böylece yerinden sökülen minber parçaları Müzeye getirilmiş ve Ürgüp'ün Damsa Köyünde bulunan Taşkın Paşa Camii’nden bu şekilde sökülerek getirilen ahşap minber ve mihrap parçaları ile birlikte, karışık olarak ve açıklayıcı envanter bilgileri yazılmadan deftere kaydedilmiştir -Kayseri Müzesi envanter defterinin 1233'ten 1263 numarasına kadar olan kayıtlar bu eserlere ve bir kısım başka ahşap eserlere aittir . Bu numaralar arasında sadece 1237 .1238, 1239, 1240 ve 1241 in karşısına ''oyma kufî yazılı tahta, Develi Camii’nden'' kaydı, diğer numaralardan bazılarının karşısına da eserin Taşkın Paşa Köyünden veya Kayseri Ulu Camii’nden geldiği bir kısmına da yer belirtilmeyerek sadece ''minber kenarı'',''ayet yazılı tahta'' gibi yazılar yazılmıştır .Buradan anlaşılıyor ki ; Develi minberi parçaları, Müzeye geldiği anda kaydedilmemiş, daha sonra diğer parçalarla karıştıktan ve neyin nereye ait olduğu unutulduktan sonra kayıtlar yapılmıştır .

1938 yılında Ankara Etnografya Müzesi eski müdürlerinden merhum Osman Ferit Sağlam Kayseri Müzesi'ne getirilen Taşkın Paşa Camii mihrabının Ankara Etnografya Müzesine alınması için teşebbüse geçmiş ve neticede buna muvaffak olmuştur .Etnografya Müzesinin 29.9.1938 gün ve 223 sayılı yazısında adı geçen değerli Müze Müdürü ve tarihçi: ''Taşkın Paşa-Taşkın Paşa mihrabı adeta garip bir mesele halini aldı. Bundan bir kaç yıl önce bu mihrabın müzemize naklini düşünmüş, lakırdı arasında bunu büyük üstat İstanbul Saylavı müzelerin eski umum müdürü B. Halil Edhem'e söylemiştim Üstad bunun yerinden sökülmesinin pek fena bir iş olacağını söyleyerek bundan beni tahzir etmesi ile teşebbüsümden tamamıyla vazgeçmiştim. Son zamanlarda bu mihrabın Kayseri Müzesine, eski müdürü B. Nuh tarafından, Kültür Bakanlığı haberdar edilmeksizin Kayseri'ye, müzeye getirilerek yığıntı halinde bırakıldığını -B.Nuh'un ölümünden sonra- haber aldım. Tahta üstüne oymacılığın en ince bir numunesi olan bu değerli Türk eserinin bu vaziyeti beni çok müteessir etti'' demekte ve Kayseri Müzesince gönderilen iki sandık içindeki mihrap parçalarının teslim alındığını bildirmekte Develi'ye ait minberin durumunu bilmediğini, ancak Danişmend Oğullarına ait Kayseri Ulu Camii kapısının da Ankara'ya nakledilmesi halinde koleksiyonların tekemmül etmiş olacağını belirtmekte idi. Kayseri Müzesi Memurluğunun Etnografya Müzesi Direktörlüğüne yazmış olduğu 14.9. 1938 gün ve 113 sayılı yazısında Taşkın Paşa Camiine ait mihrap ve teferruatın iki parça halinde ambalaj ettirilerek trenle gönderildiği belirtiliyor ayrıca Develi'ye ait minberin de Etnografya Müzesine gönderilmesinde, eserlerin hüsnü muhafazası noktasından mahzur olmadığını bildiriliyordu. Maarif Vekaletinin 15.7.1940 40/4/1350 sayılı Develi'den Kayseri Müzesine nakledilen minbere ait parçalarla, Kayseri Ulu Camiine ait kapının Ankara Etnografya Müzesine gönderilmesini emreden yazısı üzerine Etnografya Müzesince görevlendirilen memura . Kayseri Müzesi Müdürü tarafından 17 .9.1940 tarih ve 51 01171 sayılı yazı ile 16 parçadan ibaret bu ikinci kısım ahşap eserler mevcut envanter numara ve bilgileri ile teslim edilmiştir.

Sadece Develi Ulu Camii Minberi ve Kayseri Ulu Camii kapısı olarak teslim edilen bu ikinci kısım parçalar Etnografya Müzesinde biraraya getirilip kurulduğunda ortaya Taşkın Paşa Minberi tam olarak çıkmış, Develi Camii minberine ait ancak bazı parçalar kalmıştır.Yeni müzede Kayseri Müzesi Envanter defterindeki Develi Minberi parçaları olarak belirtilen parçalara ilave olarak üç parça daha tesbit edilmiş ve kayıtları bu şekilde yapılmıştır. Etnoğrafya Müzesine giden eserlerden başka bu devre ait Kayseri Müzesinde sadece birkaç ufak parça kalmıştır ki, bunlar aşağıda belirtilecektir. Develi Ulu Camii minberinin büyük bölümünün kaybolduğu böylece anlaşılmıştır .Kayseri Müzesine bu minberle beraber getirilen yine üstün sanat değerini haiz Taşkın Paşa Camii mihrap ve minberleri tam olarak kaldığına göre. Develi Camii Minberi parçaları daha müzeye gelmeden eksilmiştir. Maalesef minber hem fena şekilde kırılmış ve hem de bir çok bölümleri kaybedilmiştir.

Kayseri Müzesi ve Ankara Etnoğrafya Müzesi teşhir salonları ve depolarında, Kayseri Müzesinde bulunan eski resimler üzerinde yapmış olduğumuz incelemelerde minberin şu parçalarının bugün mevcut olduğu anlaşılmıştır:

1- Kapı sövesi

2- Dört adet kitabe bordürleri

3- iki adet üzeri su motifli ara parçası

4- Korkuluktan iki parça

5- Yan aynalıklardan veya şerefe altı panosundan bir parça

Şimdi bunları sırasıyla ele alalım:

1- Kapı Sövesi:

Halen Ankara Etnoğrafya Müzesi teşhirinde bulunan söve, bu müzenin 11930, Kayseri Müzesinin 1253 envanter numaralarına kayıtlıdır . Ankara Etnoğrafya Müzesi envanter defterinde ve Kayseri Müzesinde bulunan eski resimlerinde, Develi Camii’ne ait olduğu kayıtlıdır .Minberin diğer parçaları gibi ceviz ağacından ve çakma kündekari tekniği ile yapılmış olup kanatları kaybolmuştur. 241 x 81 cm. ebadında olan parçanın devrinin özelliklerine uygun olarak, aynalık, yan ve alt söve yüzleri kıvrımdal rumilerle bezenmiştir (Resim 1 2). Zarif kapı kemeri, nal sivri kemer tipinde kesilerek yapılmıştır .Sövenin dar olan yan yüzlerinde rumi bir su bulunmaktadır (Resim 2). Tezyinatta oyma derin değildir. Sövede tezyinatlı kaplama levhaları, alttaki ana desteklere çivilerle tutturulmuştur:

Resim 1 Kapı Sövesi

 

 

Resim 2 Kapı Sövesi

2- Kitabe bordürleri:

Dört adet olup Etnografya Müzesi teşhirinde bulunmaktadırlar. Bu müzenin 11923, 11924 11925, 11926, Kayseri Müzesinin 1238, 1239, 1240 ve 1241 envanter numaralarında kayıtlı olup sırasıyla 312 x 22, 311 x 22, 210 x 20 ve 220 x 18 cm ebatlarında bulunan parçalar , minberden çok fena şekilde kırılarak sökülmüş olup, yan aynalıklarla korkuluk ve süpürgelik arasında, kalın kitabe bordürleri olarak yer almış olmaları lazımdır. Yazılar fevkalade güzellikte, yuvarlak satıhlı, derin oyulmuş çiçekli kufi ile yazılmış olup, araları kıvrımdal rumilerle doldurulmuştur (Resim 3). Yazı metinleri minberlere mutat olarak yazılan, Kur'andan ayetler olup, minberde bulunması gereken ve bu yazıların devamı olan diğer kitabe bordürleri kaybolmuş olduğundan mevcut parçalar üzerinde ayetlerin ancak başlangıç kısımları bulunmaktadır. Kalan parçalardaki yazılar sırasıyla şöyledir:

 

 

Resim 9 Lale Camii Şerefe korkuluğu ve

Şerefe altı panosu

3- İki adet ara parçası:

Halen Ankara Etnografya Müzesi deposunda bulunan ve müzenin 11931, 11932, Kayseri Müzesinin 1255, 1256 envanter numaralarında kayıtlı olan bir yüzleri rumi bir su ile süslü 310 x 12, 316 x 12 cm ebadındaki bu ince uzun parçalar minberin şerefesi altında, yan aynalıklarla şerefe altı panosu arasında veya şerefe altının diğer tarafında bulunması icabeden ve minberde aynı zamanda destek ve ayaklık vazifesini gören parçalar olması lazımdır .Benzer şekildeki bordürler Kayseri lale (lala Paşa) Camii şerefe korkuluğu ve şerefe grubu arasında bulunmaktadır (Resim 4). Develi minberinde bu parçalara bitişik veya mümasil aynı şekilde yer alan bordürlerin üzeri herhalde kitabeli olacaktı.

4- Korkuluktan iki parça:

Halen Kayseri Müzesinde, envanter defterinin 1236 numarasında ''oyma çerçeve'' olarak kayıtlı 60 x 36 cm ebadında bir taraf şerefe korkuluğu ile yine aynı minber korkuluğundan kırılarak ayrılmış bir parça bulunmaktadır (Müze envanter no: 80/73). Oysa kafes tekniği ile sekiz ve beş köşeli yıldızlar , sekizgen ve altıgenler şeklinde oyularak meydana getirilmiş olan ve oyuklar etrafında 0,5 cm geride ve aynı ölçüde yükselerek dolaşan, üzeri oluklu ikinci kat geometrik örgü bulunan bu parçaların da (Resim 5, 6), envanter ' kaydında herhangi bir açıklama olmamasına rağmen, Develi Ulu Camii minberine ait olması gerekmektedir. Çünkü bu minberle beraber Kayseri Müzesine getirilen Taşkın Paşa Camii minberi korkulukları bu işçilikte olmadığı gibi , Kayseri' de korkulukları aynı işçilikte bulunan Ulu Camii ve Lale Camii minberlerinden de farklıdır (Resim 4) .Geriye sadece, parçaları müzeye gelmiş Develi Camii Minberi kalmaktadır ve bu parçalar da oradan getirilmiştir .Böylece anlaşılıyor ki Develi Ulu Camii Minberi korkulukları oyma kafes işçiliği ile yapılmıştır .

5- Yan aynalıklardan veya şerefe altı panosundan bir parça:

Kayseri Müzesinde bulunan ve 80/72 envanter numarasına kaydedilmiş olan bu parçanın da Develi Camiinden geldiği anlaşılmaktadır. Çünkü yukarıda bahsi geçen korkuluk parçalarında olduğu gibi, Kayseri Müzesine gelen ve Kayseri dahilinde bulunan camilerdeki minberlerin benzer kısımlarından farklı ebat ve işçiliktedir .Parça bahis konusu minberlere ait olmayınca geriye sadece yine Develi Minberi kalmaktadır. Bu parçadan da anlaşıldığına göre minberin yan aynalıkları ve şerefe altı panosu çakma tekniği ile yapılmış olup, üzeri tezyinatlı, büyük kenarları 11,5 cm küçük kenarları 9,5 cm olan beşgen ve büyük kenarları 9 , küçük kenarları 7 ,5 cm olan dörtgenlerin aralarına, bu parçalar boyunda, üzerleri çift oluklu ara çıtaları yerleştirilerek meydana getirilen geometrik kompozisyondan ibarettir (Resim 7). Biraraya getirilen ve aralarına çıtalar yerleştirilen dört beşgen ve dört dörtgenin meydana getirdiği bu kompozisyon, Kayseri Ulu Camii yan aynalıklarından az farklıdır .Bu tezyinatlı parçaların kenarlarında, diğer minberlerde de görüldüğü gibi (Ulu, Hunat ve Lale Camii, Resim 8) ortaları noktalı küçük daire sıraları bulunmaktadır ve yüzeyleri lotus ve palmetlerden meydana gelen rumîlerle doldurulmuştur. Parçalar, kenarları ara çıtaları üzerine basmakta ve tezyinat arasındaki oyuklardan madenî çivilerle, göze batmayacak şekilde arkada bulunan ana levhaya çivilenmişlerdir. Böylece hem bu parçalar ve hem de kenarlarından tuttukları ara kıtaları arka levhaya raptedilmiş olmaktadır. Ayrıca kısa ara çıtaları da köşelerde, başları aftı tüveyçli çiçek şeklinde motiflenmiş demir çivilerle, arka tahtaya tutturulmuşlardır. Parçanın tamamı boya görmemiş ve ilk haliyle kalmıştır.

Kayseri Müzesi envanter defterinin 1237 numarasında kayıtlı bulunan ve Develi Camiinden geldiği belirtilen, yazıları arslan şeklinde istif edilmiş bir ahşap levha (Resim 9) aynı camiden gelmiş olabilir, ama minberle bir alakasının olmadığı bellidir. Herhalde Cami içine ve belki minber üzerine sonradan levha olarak asılmıştır .Yine aynı müzenin envanter defterinin 1452 numarasında minber kenarı olarak kayıtlı bulunan ve nereden geldiği belirtilmemiş olan 70 x 74 cm ebadındaki geometrik örgülü ahşap pano (Resim 10) Taşkın Paşa minberi korkuluklarının, geometrik örgüsündeki kompozisyon farkı hariç işçilik ve ağaç bakımından aynısıdır .Taşkın Paşa Minberi Ankara Etnografya Müzesinde tam olarak bulunduğuna göre bu parça, belki aynı camide, aynı usta tarafından minberle birlikte yapılan kürsüye ait olabilir.

Minberden kalan parçalarda tarih, bani ve usta kitabeleri yoktur. Bu bakımdan minberin tam olarak yapılış tarihi belli değildir. Ancak özelliklerinden bunun da, camiin inşa tarihi olan H.680 M. 1281 yılında yapılmış olduğu söylenebilir.

 

Minber kenarı (?)

.